"Sorun seni sevmemesi değil. Kendini daha çok sevmesi."-Burak
"Küçükken hikâyeler uydurmayı çok severdim. Çünkü o zamanlar uydurduğum hikâyelere kendim de inanıyordum. Ya da bir süre boyunca inanmış gibi davranıyordum."-Işıl
Herkesin hikâyesindeki yükü farklıydı. Korkuları, çekişmeleri, üzüntüleri farklıydı. Başka birinin derdini dinlediğinde, kendininki kısa süreliğine hafifleyip, önemsiz geliyordu.
"Annem babamdan sonra sevdiği her şeyi bıraktı. Seyahatleri, takıları, kıyafetleri, güzel yemek ve şarapları, kahkaha atmayı... Babamla yapmayı sevdiği her şey, babamla birlikte öldü sanki."
"Sevmek böyle bir şey olmamalı Işıl. Hayatını tek bir insana bağlayarak sevmemeli insan. Ondan ibaret olmamalı. O gittiğinde kalanları da sevmeli. Kendini de sevmeli. Onunlayken olan kendini nasıl seviyorsa, onsuz kaldığındaki halini de sevmeli. Güçlü olmalı."
"Annem ve babam kendim olmama izin verirlerdi . Kendimi insanlardan soyutladığımda, beni istemediğim ortamlara zorla sokan ebeveynlerden olmadılar hiçbir zaman. Yalnızlığıma saygı gösterdiler. Uyumsuzluğuma. Seçimlerime. On dört yaşında üniversiteye geçtiğimde, öğretmenlerin benim için çizdiği geleceği, yapabileceklerimi, benim vaat ettiklerimi onlara anllatıklarında bile, benim güzel sanatlar okumama izin verdiler. Çünkü çizerken mutlu olduğumu biliyorlardı. Çizerken kendim olabildiğimi. Çizerken kimseyle konuşmadan milyonlarca söz söyleyebildiğimi anlayabiliyorlardı."