"Kitaplığımı seyrederim. Kapağına baktığım kitabı okuduğumda hissettiklerimi anımsarım. İçinde yazanları hatırlamaya zorlarım kendimi. Sanki yazılanları ben yaşamışım gibi, beynimde o anımı ararım. Çoğunlukla bulurum da. Yerimden kalkmadan savaşlar kazanırım. Ateşli aşklar yaşarım. Bir kardeşi kaybedip ağlar ya da en yakın dostum tarafından ihanete uğrarım."
"Kızıma bakarim. O piyano çalarken onu izlerim mesela. Ya da ders verirken sınıfına gizlice girer, sessizce sıralardan birine oturur, onu izlerim. Ders anlatırken kollarını havada oynatışını seyreder, ileride aynı kollarla çocuğuna nasıl dans etmeyi öğreteceğini düşünürüm. Kaşlarını çattığında küçükken onu kızdırdığımda bana bakışını hatırlarım. Saçını kulağının arkasına aldığında, ona sarıldığımda burnuma dokunan saçlarının kokusunu hatırlarım."
"Baktığında bile seni mutlu edecek şeylerin olmalı hayatta Işıl. Ya da baktığında bile seni mutlu edecek biri. Ona baktığında bile mutlu olan biri olmalı yanında."
"Dilediğimiz şeylere nadiren ihtiyacımız vardır Işıl. En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip olanlar değildir. Onlar her şeyi en iyi hale getirenlerdir. Güzellik, para, kırık bir külah dondurma ya da kıvırcık bir saç. Sahip oldukları şeyler, her ne ise..."
"Âşık olduğu kadına kendini açtı ve bam... Titizlikte ördüğü kusursuz duvarı yerle bir oldu."
"Âşık olduğu kadına saklanmadan, gizlemeden, gerçek kimliğinde, aslında kim olduğunu gösterdiğinde onun yanında kalacağına inanmıştı. Söylediklerine, yaptıklarına rağmen onu anlayacağını düşünmüştü."
"Belki de yaptığı en büyük aptallık buydu."
"Kalbini buradan birine kaptırdığını anlamak için içtiğin fincana bakmama gerek yok ufaklık."
"Sana bir tavsiye; kızlar, günün sonunda şişmiş bir göğüs yerine, kocaman kalbi olan adamları seçerler. Bunu en iyi ben biliyorum. Bu yüzden içtiğin saçma şeyleri bırak."
"Ve artık kıza hislerini söyle."