bedenlerin azığı yiyecek ve içecekler, aklın azığı ise hikmet ve ilimdir. Kula dünyada verilen en üstün şey hikmet, ahirette verilecek en üstün şey ise rahmettir. 
Velilerden bir arif hacca gitmek istedi. Bu veli kulun bir de oğlu vardı. Oğlu babasına:
-Nereye gidiyorsun babacığım, dedi. O da:
-Beytullah‘a gidiyorum, cevabını verdi. Çocuk; Beytullah‘ı gören muhakkak ki Allah Teala‘yı görür zannetti ve babasına dedi ki:
-Ne olur babacığım, beni de götür. Babası cevaben:
-Oraya henüz gidemezsin, dedi. Bunun üzerine çocuk ağlamaya başladı. Çocuğunun ağlamasına tahammül edemeyen baba onu da alıp götürdü. Ne zaman Mikat’a vardılar. İhrama girdiler, telbiye getirerek Haremi şerife dahil oldular, beytullah görünür görünmez çocuk ölü olarak yere düştü. Babası dehşetle:
-Oğlum, ciğer parem nerededir, dedi. Beytullah‘ın bir zaviyesinden şöyle nida olundu:
-Sen beytullah’ı istedin ve buldun, o ise Allah’ı istedi ve buldu!
Çocuk onların arasından alındı. Yine başka bir ses şöyle çağırdı:
-O çocuk şimdi ne yerde ne cennette ne de bir boşlukta, belki o her şeye Kâdir olan Allah’ın yanında sadıkların oturdukları yerdedir.