Başkasının rızası olmadan onun adına iyilik yapmaya kalkışmak, ona kötülük yapmaya başladığın ilk yerdir. Eğer birine kötülük yapmak istiyorsan rızasını almadan onun adına iyilik yapmaya başlayabilirsin. Bir insanı yok saymak zaten en büyük kötülüktür. Onu hesaba katmamak zulümdür.
Türkiye’yi önce 12 Eylül bozdu. Sonra da hiçbir şey düzelmedi. Bunun bir içe çekilmeye, depresyona, kendini yok saymaya, bir cesaretsizliğe yol açtığına inanıyorum. İhtiyacımız olan şeyin de, derdimizin de, şimdi tam da buradan hareketle tekrar söyleyeyim, yeryüzünü sahiplenme cesareti olduğunu düşünüyorum .
Sanki bu dünyanın sahipleri başka birileri, biz de onlara bakarak hayatını sürdüren seyircileriz. Bu dünya bizim değilmiş gibi bir hayat… Yeryüzü üzerinde birtakım şirketler, birtakım devletler, birtakım askerler, birtakım güçler hak iddia ediyor ama biz seyirciyiz, seyrediyoruz.
Sadece dıştan günahlarına tevbe edenlerin durumu, üzerine ipek örtü serilen bir çöplüğe benzer. İnsanlar bu ipekle saklanmış yığına hoşlanarak bakarlar, fakat örtü kalkınca yüzlerini ondan çevirirler.