Bizim anladığımız şekliyle eşitlik fikri, yani doğum olgusunun tabiatı gereği herkesin eşit doğduğu ve eşitliğin doğumla kazanılan bir hak (birthright) olduğu fikri, modern çağ öncesinde hiç bilinmeyen bir şeydi.
Devrimden bahsedebilmemiz için, değişimin yeni bir başlangıç şeklinde ortaya çıkması; şiddetin tümüyle farklı bir yönetim biçimini kurmak için, yani yeni bir siyasi yapı oluşturabilmek için kullanılıyor olması; baskıdan kurtulma girişiminin de en azından özgürlük kurmayı hedeflemiş olması gerekir.
Nükleer savaşın benzersiz ve hayal bile edilemez olası yıkımı karşısında "ya özgürlük ya ölüm" gibi şen bir yakarış, boş bile değil, olsa olsa gülünçtür.