• Günümüz dünyasına bakarsak, kadınların eşitlik hakkı kabul edilmiş ve saygı görüyor olmaktan uzaktır. Kadın sünneti Somali, Yeni Gine, Cibuti, Mısır'da kız çocuklarının yaklaşık %90'ının bedenine zarar vermeye devam ediyor ve Afrika'nın 15 kadar ülkesinde genelleşmiş bir uygulama olarak sürüyor.
    Julia Kristeva
    Sayfa 109 - Sel Yayınları
  • Ben elbette buna "antropolojik devrim" diyorum, çünkü anneliğin özgürce seçiminin ve sosyal, ekonomik, politik eşitlik hakkının ötesinde, burada ifade bulan şey, aşkınlığın özgürlük olarak cesursa tanımlanmasıyla birlikte, insan türünün sürekliliğini sağlamanın yeni bir tarzıdır.
    Julia Kristeva
    Sayfa 37 - Sel Yayınları
  • SPOİLER İÇERİ.

    Dostoyevski eserinde tasarlayarak bir cinayet işleyen hukuk öğrencisi rodion romanoviç raskolnikov’un, onu cinayet işlemeye sürükleyen düşüncelerini, vicdan muhasebesini ve yaşadığı buhranları hem onun kişisel dünyası ve bilinçaltı üzerinden hem de kurduğu insan ilişkileri etrafında diyalojik bir zeminde gösterdiği tutarsızlıklar ve geçirdiği dönüşümler üzerinden anlatır. bu bağlamda eser aynı zamanda, yasalar nezdinde sınırları çizilen suç kavramını, ortaya koyulan eylemin kişinin toplumsal konumuna bağlı olarak yasa karşısında kazandığı anlamı ve yasanın meşruiyeti sorgular. bununla birlikte suçlunun, yani raskolnikov’un vicdanında kurduğu ve onun kendi iç çatışmalarından kaynaklanan karşıt fikirlerin roman boyunca çatıştığı mahkemede, ortaya konulan eylemin bir suç olup olmadığı ayrıca sorgulanır.


    suç ve cezanın yazıldığı dönemin koşulları ve bu dönemde ortaya çıkan fikirler; romanda kahramanımız raskolnikovu cinayete sürükleyen süreci ve onun işlediği cinayeti farklı insanlar nezdinde meşrulaştırmak ve vicdanını rahatlatmak için ileri sürdüğü birtakım gerekçeleri toplumsal ve düşünsel yönüyle anlamak bakımından oldukça önemlidir.
    nitekim dostoyevski mektubunda, yoksulluk içinde yaşamını sürdürmeye çalışan, havada uçuşan yarım yamalak fikirlerin etkisiyle cinayet işleyen bir genci anlattığını söyler. zira raskolnikov olağan ve olağanüstü olarak ikiye ayırdığı insanlardan olağan sınıfa girenlerin yasaya ve düzene her yönüyle tabi olduğunu, diğerlerinin ise toplumsal yaşamı ve tarihin akışını değiştiren büyük eylemlere girişen insanlar olarak amaçları uğruna kan dökmelerinin olağan kabul edildiğini ve onları bir yasanın yargılamadığını savunur. elbette sunduğu gerekçeler raskolnikov’un yaşadığı buhran ve iç çatışmalarına dayalı olarak roman ilerledikçe farklılaşacaktır.


    19. yüzyılda rus toplumu, pek çok ülkede yaşandığı gibi fransız ihtilali’nden sonra dünyaya yayılan otokratik, klerikal ve feodal devlet düzenini sarsan düşünce akımlarından derinden etkilenmişti.
    bu dönemde rus çarlığında serflik kaldırılmış, köle statüsündeki insanlar özgürleşmiş, bununla birlikte büyük toprak sahipleri hem ekonomik güçlerini hem de istihdam ettikleri serflere bağlı olarak sahip oldukları ekonomik güce dayalı olan siyasi otorite üzerindeki nüfuzlarını yavaş yavaş yitirmeye başlamışlardı. ayrıca rus entelektüelleri, ortodoks kilisesinin toplumsal yaşamdaki ve devlet düzenindeki (çarlık rejiminin de dayanağı olan) belirleyici etkisini ve gücünü ortadan kaldırmak istiyorlardı. bu talep dine ve onun kurallarına bağlı olarak şekillenmiş insan aklının ve iradesinin özgürleşmesini, yaşamın dini kurallara değil, insanlığın kazanımı olan demokrasi, özgürlük, eşitlik ile hak ve hürriyetler üzerinden yeniden kurulmasını dolayısıyla sekülerleşmesini, iktidarın dünyevileşmesini ve toplumsallaşmasını (sonraki yıllarda bütün iktidar sovyetlere mottosunda cisimleşeceği üzere) ifade ediyordu.


    bu dönem, sosyalist, anarşist, nihilist ve milliyetçi düşünce akımlarının etkili olduğu ve rus toplumunda tanınmaya ve toplumsal yaşamda ve siyasi mücadelede etkili olmaya başladığı bir dönemdi.
    nitekim o dönemde özgürlük ve ekonomik eşitlik talepleri etrafında başlayan büyük siyasi mücadeleler, çalkantılar ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan grevler, katliamlar, siyasi suikastlar, çarlık tarafından illegal ilan edilen fikirler ve örgütlerin mücadelesi ekim devrimi’ni doğuran siyasi ve toplumsal koşulları hazırlamıştı. kısacası romanın yazıldığı 19. yüzyıl, taşıdığı büyük siyasal ve toplumsal devinim yönüyle, bir sonraki asrın evrensel çapta politik iklimini alt üst edecek gelişmelere kapı aralamış bir dönem olması sebebiyle oldukça önemli ve belirleyici olmuştur. nitekim romanda raskolnikov haricinde, razumihin, porfiriy, lujin ve oda arkadaşı lebezyatnikov tarafından bu fikirlerin dile getirildiğini ve tartışıldığını görürüz.

    kısacası suç ve ceza, bir romandan fazlası...
  • Değerli dostlar;
    Özetlemek gerekirse: biz Batı’da Doğu’nun kutsallarına, Doğu’da Batı’nın kutsallarına küfredilmeyen bir dünya arzulamaktayız. Karşılıklı eşitlik, saygı ve hoşgörüye dayanan iki medeniyet arasında onurlu bir ortaklığın tesisi için çalışmak istemekteyiz. Yüzü iki büyük medeniyete de dönük olan Türkiye, sahip olduğu tarihi birikimi, coğrafi konumu, istikrarlı, siyasi ve ekonomik yapısıyla bu tarihi görevi yapmaya muktedirdir.
    Sözlerimi tamamlarken beni buraya davet etme nezaketini gösteren başta lord Ahmed’e ve diğer yetkililere teşekkürlerimle birlikte hepinize saygılarımı sunarım.

    30 Nisan 2008
    Muhsin Yazıcıoğlu
    Sivas milletvekili
    BBP genel başkanı
  • Vatandaşlığı yapan kan ve toprak değil, inanç. Ümmetin avrupa dillerinde karşılığı yok . Siyasi ve dini bir bağ . Kuran hem bir ibadet kitabı,hem bir anayasa, muhatabı bütün insanlık.

    Demek ki İslamiyet'in temel mefhumu: Eşitlik. Bu bir amaç değil ,bir hak . Hürriyet eşitliğin bir başka adı veya görünüşü . Sınıf kabul etmeyen ,imtiyaz tanımayan bir dinde kimin kime karşı hürriyeti ? Batı ,hürriyeti , bir hata işleme hakkı olarak tarif ediyor. Müslüman'ın böyle bir hakkı yoktur . Çünkü o ebedi hakikatin , yegane hakikatin, cihanşümul hakikatin emrindedir.
    Cemil Meriç
    Sayfa 173 - İletişim Yayınları
  • İslam ,cihanşümül bir dindir , bütün insanlara hitap eder. Kast da tanımaz. Gerçek Müslüman'ın nazarınsa sosyal sınıf diye birşey olamaz. Servet veya mevki ayırmaz insanları; Müslüman, Müslüman'a eşittir
    Cemil Meriç
    Sayfa 173 - İletişim Yayınları
  • Mutlak özgürlük, adalet ve eşitlik, hangi yöntemle olursa olsun.
    Angie Thomas
    Sayfa 283 - Yabancı Yayınları