• Sezon kiyafetler giymezsem uzulmem. Sezondaki dizileri takip etmezsem hicbir sey kaybetmem. Ama okunmasi gereken yaslarda okuyamadigim kitaplar gelip mıh gibi icime saplanir. Sonrasinda ne kadar basa dönüp okusamda bilirim ki ayni olmaz. Samed behrengi ile cok gec tanistim. Cok cok gec kaldim ona. Tanistim ya, bu da biseydir diye kendimi avutsamda mıh gibi icimde acisi. Gecenlerde Cagan Irmagin bi yazisini okudum. 5 yasindayken tanismis behrengi ile. 5 yasindayken kucuk kara balik olup okyanus ozlemiyle yanip tutusmus. Sonrada Çağan Irmak olmus iste. Onunla neden 5 yasinda tanismadim ki sanki diye düşünüp duruyorum. 5 yasimda tanissaydim, onunla buyuseydim, beni buyutseydi nasil bir aysenur olurdu acaba suanda diye düşünüyorum. 5 yasinda okula basladim. Ne ise yaradi derseniz hic bir ise yaramadi. Keske 8 yasinda gec baslasaydim da okula küçük kara baliklarla, seftalilerle, küçük prenslerle orseydim duvarlarimi dunyaya karsi. Hic duvar ormemisim çünkü. Hicte sansli degilmisim ki guzel ogretmenlere denk gelmemisim. Düşünüyorum neden benim ilkokul ogretmenlerim bu kitaplari okutmadilar bize. Gulten Dayioglunu herkes bilir. Yada o aptal cin ali serisini. Niye salak bi aysegulun pesine takilip evcilik, ev, bebek meraklisi yapmislar ki bizi. Niye düşünmemizi, hayatin dereden ibaret olmayip bi yerlerde okyanus oldugunu ogretmemisler ki. Sonra ortaokuldayken buldum yolumu. Düşünerek. Aslinda benim tarafim hep belliymis diyorum. Her zaman hak, esitlik, özgürlük meraklisi oldum ben. Buna karsı cikan insanlarida hic anlamadim. Biyerler de hic cikolata yememis cocuklarin varligi kor oldu icimde. Behrengi ile tanismam gereken yasta tanisamadim, onunla buyuyumedim. Ama yinede bi sekilde yollar bizi birlestirmis ayni ideallerin pesine düşürmüş. Baska kavsaklardan dönmüşüm, daha uzun sokaklarda yürümüşum ama yinede olmam gereken yere varmisim. Behrengi icin bi kaşık suda gitti demisler arastaki bogulmasi için. Çünkü o zamanlar aras nehri kuruymus. Varsin insanlar seni kuru nehirde bogsunlar. Senin gönül okyanusun tum dunyayi sarmış, sarmalamis. Ne mutlu seninle buyuyenlere, ne mutlu seninle yetişip dünya için insanlik baris özgürlük icin çırpınanlara. Iyiki tanidim seni Samed Behrengi. Bende kendimi şöyle avutuyorum. Gec olsun da güç olmasin.
  • ...kıyafetin karşınızdaki üzerinde büyük etkisi vardır, hatta bir dereceye kadar size sosyete adamlarıyla eşitlik sağlar.
    Dostoyevski
    İş Bankası Kültür Yayınları, Epub
  • Kadını esir gibi, köle gibi sopa altında çalıştırmak başka şey, ona insanlığın eşitlik hakkını, cemiyet işlerinde erkekle aynı sırada uğraşma hakkını tanımak başka... ...Bizim Anadolu'da kadın, ortaçağın toprağa bağlı köylülerinden besbeter... Hayvan gibi satılan, aile kurmakta bile fikri sorulmayan bir yaratığın sosyal hayatta, o toplumu çürümeye götürmekten başka ne etkisi olabilir?
  • SEFİLLER
    Tanrı, hiç bir çocuğu kötü olsun diye yaratmaz! Onu kötü yapan, kötü eğitimdir! Kötü anne-baba, kötü çevre, kötü yönetim balçık gibidir, zavallı yavruları da çekip yutar...
    Yıllar önce kısaltılmış şekliyle okumuştum fakat çok büyük hata yaptığımı anlayıp tekrar orijinal haliyle okumaya karar verdim. Kısaltılmış olarak okumanın yazara ve esere büyük saygısızlık olduğunu düşünüyorum. Sefiller'i okurken beni derinden etkileyen bir çok yer oldu,bir kısmını sizinle paylaşmak istiyorum.kitabi neden okumanız konusunda yardımcı olacağına inanıyorum; Jean Valjean ile başlar hikaye. Ailesini doyurmak için ekmek çalan ve bu yüzden kürek mahkumu olan, kaçma girişimleriyle beraber 19 yıl hapis yatan bir adamdır Valjean. 19 yıl içerisinde kürek mahkumlarının insan dışı yaşama şartları onu da insan dışı bir kişi haline getirir. Her türlü kötülüğün meskeni olur ruhu. Cezasını bitirip şartlı tahliye edilince eline “tehlikeli ve güvenilmez” biri olduğuna dair bir kağıt verirler ve bu kağıdı gittiği her yere götürmesini şart koşarlar. Öyle ki ilk sığındığı kasabada ona karşı herkes bir kürek mahkumu olması sebebiyle pek iyi yaklaşmaz. Girdiği hanlardan kovulur. Kapısını çaldığı evlerden kabul görmez. Hatta bir köpek kulübesine sığınmayı dener ama köpek bile buna müsaade etmez. Yoldan geçen birinin tavsiyesiyle papazın evine sığınmayı dener son çare olarak. Papaz ne olduğuna bakmadan buyur eder, yemek ve kalacak yatak verir. Jean Valjean ise papazın tek mal varlığı olan gümüş takımlarını çalarak gece yarısı evden kaçar. Bu kaçış kısa süreli olur ve yakalanır. Valjean’a Gümüş takımlarını nereden bulduğu sorulunca papazdan aldığını söyler. Buna inanmayan polisler Valjean ile birlikte hırsız olduğu teyit edilsin diye papazın evine giderler. Papaz onları karşılar. Bu karşılama ne Valjean’ın ne de polislerin beklediği türden olur. Papaz gümüşlerinin çalınmadığını misafirine kendisinin verdiğini hatta unuttuğu bazı gümüşler olduğu söyler ve unuttuğunu söylediğin gümüşleri de Valjean’a verir. Kendisine karşı yapılmış böylesine bir iyilik karşısında Valjean hayatının kırılma anını yaşar. İşte buradan itibaren bir kürek mahkumunun yaşama tutunma mücadelesini ele alır Sefiller en derin şekilde. Kötülüğü ruhundan atıp erdemli bir adam olabilme savaşıdır Jean valjean. Değerlerle dolu harika bir eser.İntikam almanın en güzel yolunun ona iyilik yapmak olduğunu, sen bıraksan da geçmişin senin peşini bırakmayacagini tokat gibi çarpıyor Victor Hugo. Ve sevgi… Sevgi dişlerini 1 lira karşılığında kerpetenle kopartman oluyor.kitap her satırında etkisi altina alıyor insanı. Ve...Sayfanın sonunda ne akıtacak gözyaşın ne de adalete bir güvenin kalıyor.Kesinlikle muhtesem bir eser.En önemlisi de yazar kitabın yazıldığı döneme göre çok cesaret gerektiren bir iş yapmış. O zamanın karanlık Avrupa’sında sürgün ve hapis hayatı yaşayacağını bile bile “Özgürlük, Adalet, Eşitlik” gibi konuları işlemek bir cesaret işidir.kesinlikle okumanız dileğiyle. İyi okumalar...
    SEFİLLER
    Victor HUGO
    İletişim Yayınları
  • "Eşitlik herkese aynı davranmak değil, herkese aynı özeni göstermektir. "
  • Çocuklara Küçük Kara Balık'ı okutmaktan korkup dayanışma, direniş, eşitlik, özgürlük sözcüklerini yasaklayan dünya(ve bu ülke) bu yaptığının bedelini çok ağır ödeyecek. Sözcükleri olmayan bir isyan gelecek... En kötüsü bu olacak.

    OT Dergi, 25.11.2014
  • Gördüler ayrı-ayrı kaldıkları yerde,
    Ayrı-ayrı büyüyen yalnızlıklarını.
    Özdemir Asaf
    Sayfa 64 - Yapı Kredi Yayınları (10. Baskı)