Gerçeklerde biraz (: Yok kendime dahi torpil yok.
Yaşarken olenler, olmüşken yaşayanlar, oldüğü için ölenler... Hayatımda sevdiğim tek tük insan vardı. Toprağa dönüştüler. Şerefsize dönüşenlere bir şey olmadı. Ya yaşarlarken ya da olmüşlerken kaybettim. Sevdiklerim olarak kaybettim ama asıl kaybeden o yaşayanlardı ama oldükleri için umrumda değiller ve o yüzden kayıp ya da kazanç olayına bile değinmiyorum. Daha küçük acılarda omurgasını yamultanları affetmeyeceğim. Onlar da kendini affetmesin. Ya da pek bir şeye maruz kalmadan çok şeye maruz bırakanları. Hayatın zorlaştırıcılığında rol oynayan herkes suçlu. Ve affetmiyorum. Bugün affetmeyen tarafındayım. Büyük oldukları için hürmet beklerken büyük gibi davranmayanlara ise öfkem de var. Yaşınız aşağılık oluşunuzu örtememiş. İğrenç oluşunuzu kapatmamış ne saygısı? Beni ölünce beni yiyecek olan kurtçuklara dahi saygıyla yaklaşırken onlar bir kurtçuk seviyesinde bile değil. Ne saygısı cidden? Acizlik ve pştluk saygı duyma algıma girmiyor. İnsan o yaşına kadar hiç mi kendini sorgulamaz, hiç mi kendini adam etmeye çalışmaz, hiç mi bir şeyleri düzeltmeyi düşünmez? B.k yemeye başlayıp nefeslenmeye dahi fırsat bırakmamışlar. B.k havuzu olup yaşlarından ötürü, sadece yaşlarından ötürü böbürlenerek yürüyorlar. Büyümek gerçekten saygıya baksaydı çoğu insan Dünyaya geldiği ilk andaki haliyle kalırdı. Bu senin emeğinle ya da çabanla hak etmiş olduğun bir şey değil. Ne saygısı? Benden fazlaca gün yaşamışsın. Ona rağmen bir halta yaramamış. Ne saygısı? Saygıya da basit gözüyle bakıyorsunuz: Yaşla sınırlandırılması ya da yaşın içinde olması basitliğini gösteriyor. Ezberden bozma hiçbir şeye saygım yok. Ağlayarak amel defterlerine yazabilirler. Layıkıyla olamamış olduğunuz hiçbir şeye saygı duymam ben. Mesafeden ikinci çoğulla konuşurum, saygıdan değil. Siz de aslında hak etmediğinizi
Duygu ve Düşünce
İyi başlasam bile olümle bitti (+18)
2 günde ne olmuşsa biraz son nefesimi veriyor gibi hissettim. Ruhum bedenimden çıkmış da boşluğa düşmüşüm, kilitlenmişim, robotik hareket ederken aslında nefes alış verişimde bile gayret göstermem gerekecek kadar tükenmiştim. Bu neyin dalgasıydı ve nasıl bir anda olmuştu bilmiyorum ama bekledim. İçimde ya bir şeyler olüyordu ya da olenler çözülüyordu. Olenlerin cenazesinin kaldırılması izinden geçiyordu. İzin verdim işte. Yaşamadığım ya da farkında olmadan biriktirdiğim bir şeyler varmış demek ki. Bu süreçte biraz agresif ve aşırı sessizdim. Akşam yemeği dışında kalabalığa o kadar katılmadım. Kendimle baş başa kalıp içimin derdini anlamam ve bir şeyler yapmam gerekiyordu. İştahım da kapanmıştı. Kahve bile içmemiştim o derece. Ve demek ki o kadar ağır bir şeydi. Tuhaftı. Sanırım ilk kez buna doğru düzgün bir sebep bile bulamadım. Ama büyümem için tabi ki deri değiştirmem gerekiyordu. Bunun yüreğimin oluyor gibi hissettirişi belki o izinlere geç kalmamdandı. Bize artık baya küçük gelmiş tişörtün verdiği o rahatsızlık, sıkıştırma, boğma ve artık soymak mümkün değil, kurtulmak için kesip atman gerekirdi ya o tarz bir şey oldu. Geç kalınmışlık olmasa acısı da olmazdı. O her neyse bilmediğim için üzülürken geç de olsa daha da geç olmamış olduğu ve olduğu için sevindim tabi ki. Sanki öğlen matın üstünde "Hazırım ya, olmeye hazırım artık. Geleceksen gel. Ne bu, yorgun ve halsizim. Yüreğim okyanusa atılan bir kaya gibi acı çekiyor ama içim rahat. Bu sefer olacak mı, olsunnn. Bitmeden başlamaz, ölmeden doğulmaz. Bedenim mi olecek yoksa benliğim mi?" diye mayışmış halde düşünüyordum. Ve zaman o kadar yavaş aktı ki, saati 5-6 sanarken daha 2 imiş. Son gücümü temizlik perilerine vermiştim. Ne yapayım yaşam alanımın düzenli ve temiz olmasını seviyorum. Olümde dahi düzen ve bütünlük
Hayata Dair
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ne var ki, hayvanların birbirlerine uyguladığı güç ve şiddetten dolayı herhangi bir canli türü yok olmamıştır. Yemediği ve asla yiyemeyeceği kadar öldüren tek canlı sadece insandır. Yine türünün tamamını bilmem kaç kat yok edecek silahlar icat edebilen tek canli türü de odur…
İslam medeniyetinin ve toplumsal hayatının kalbi olan camiler, sadece ibadet edilen dört duvardan ibaret değildir. Kelime anlamı olarak "toplayan, bir araya getiren" anlamına gelen cami, Müslümanların hem ruhen hem de sosyal olarak birleştikleri en kutsal mekanların başında gelir. Camilerin taşıdığı derin önemi şu temel başlıklar altında anlayabiliriz: 1. Ruhun Huzur Bulduğu İbadet Mekanı Cami, kulun Yaradan’ına en yakın olduğu an olan secdeye vardığı, dünyevi gürültü ve dertlerden sıyrılıp huzur bulduğu bir sığınaktır. Günde beş vakit okunan ezanlar, insanları sadece namaza değil, aynı zamanda geçici olan dünya hayatından sıyrılıp kalıcı olanı hatırlamaya davet eder. Cemaatle kılınan namazlar, yan yana duran insanların kalplerini birbirine yaklaştırır. 2. Eşitlik ve Kardeşliğin Somutlaştığı Yer Camiler, İslam'ın en çok önem verdiği "eşitlik" ilkesinin en net görüldüğü alanlardır. Omuz omuza saf tutulduğunda makam, mevki, zenginlik ya da ırk farkı tamamen ortadan kalkar. Toplumun en üst kademesindeki bir insanla en alt kademesindeki bir insan aynı halıya baş koyar, aynı dualara "amin" der. Bu durum, toplumsal bağları ve kardeşlik duygusunu muazzam bir şekilde güçlendirir. 3. Birer İlim ve Kültür Yuvası (Mektep) Tarih boyunca camiler, sadece namaz kılınan değil, aynı zamanda birer okul (medrese) olarak işlev görmüştür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) döneminde Mescid-i Nebevî’nin bir bölümü olan Suffe, İslam’ın ilk yatılı üniversitesi sayılmaktadır. Bugün de camilerde okunan hutbeler, yapılan vaazlar, tefsir, hadis ve fıkıh dersleri ile her yaştan insan dini ve ahlaki konularda eğitilir. Cami, cehalete karşı açılan bir savaş meydanı gibidir. 4. Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Merkezi Camiler, mahallenin ve şehrin nabzının attığı yerlerdir. Eskiden sadaka taşları
1000Kitap
Kadın insandır. Biz erkekler ise insanoğlu. Neşet Ertaş
Müzik
kulaküstü kulaklığım olsa dünya daha yaşanabilir bi yer olurdu