Seda

Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yanlış tanıtılmak, kabul edemediğimiz bir versiyonumuzun -bir icadın- bize sunulmasından başka bir şey değildir. Ancak, başkalarının bizi kendilerince icat etmesi, bu kadar çok farklı görünümümüzün olması, gözümüzü korkutur. Deli gibi bu sayıyı azaltmaya, aslında kim olduğumuzun hikâyesini dolaşımda tutmaya çalışırız. Bu bizi, belki de her şeyden daha fazla, özel bir tek eşin kollarına atar. Tekeşlilik kendimizin versiyonlarının sayısını minimumda tumanın yollarından biridir.
Metis Yayıncılık·Kitabı okudu
Seda
Kesinlikle. Bu tespitler daha uzun olabilirdi fakat aforizma olarak yazmış.
Marx, entelektüelleri ücretliler olarak tasvir ederken modem kültürün, modem endüstrinin bir parçası olduğunu göstermeye çalışır. Sanat, bilim, Marx’inki dahil toplumsal teori, bunlann hepsi üretim tarzlandır. Buıjuvazi her alanda oldu ğu gibi kültürde de üretim araçlarını kontrol etmektedir ve yaratmak isteyen herkes onun gücünün yörüngesi içinde çalışmak zorundadır. Modem profesyoneller, entelektüel ve sanatçılar, proletaryanın mensuplan olduklanndan, ancak iş bulabildikleri müddetçe yaşarlar ve ... ancak emekleri sermayeyi arttırdığı müddetçe iş bulabilirler. Kendilerini parça parça satmak zorunda olan bu işçiler diğer her ticari mal gibi birer metadırlar dolayısıyla rekabetin iniş çıkışlanna, piyasanın dalgalanmalanna tabidirler. (479) Bu yüzden, ancak sermayesi olan birileri onlara para verdiği sürece kitap yazabilir, resim yapabilir, fizik veya tarih yasalannı keşfedebilir, hayatlannı idame ettirebilirler. Ama buıjuva toplumun baskılan o düzeydedir ki karşılığını vermeden, yani eserleriyle şu veya bu şekilde “sermayeyi arttırmadan” kimse onlara para vermez. Onlann beyinlerim sömürerek kâr sağlamaya istekli bir işverene “kendilerini parça parça satmak” zorundadırlar. Kendilerini en kârlı şekilde arz edebilmek için uğraşıp didinmeleri gerekir; sırf çalışmalannı sürdürebilmek için satın alınma imtiyazı uğruna (çoğu kez amansız ve acımasızca) rekabet etmek zorundadırlar. Eser tamamlandığında onlar da, diğer tüm işçiler gibi kendi emeklerinin ürününden kopanlmış olurlar. Mallan ve hizmetleri satışa çıkanlır ve yazgılannı belirleyen içkin bir hakikat, güzellik veya değer -ya da duruma göre herhangi bir hakikat, güzellik veya değerden yoksunluk- değil, “rekabetin iniş çıkışlan, piyasanın dalgalanmalan” olur.
Sayfa 167
Seda
Başlayıp bırakmıştım Minima Moralia'yı. Yanlış hatırlamıyorsam Lenin'de burjuvanın devrim için gerekli olduğundan bahsetmişti.(o cümlesini-paragrafını- bulursam yoruma iliştiririm.) Hatta Türkiye'de devrim mekanizmasının neden olmadığını burjuva eksikliğine bağlıyor. Dediğim gibi tam hatırlamıyorum kelime farkı var ve bu konularda kelimeler çok önemli.
Marx, entelektüelleri ücretliler olarak tasvir ederken modem kültürün, modem endüstrinin bir parçası olduğunu göstermeye çalışır. Sanat, bilim, Marx’inki dahil toplumsal teori, bunlann hepsi üretim tarzlandır. Buıjuvazi her alanda oldu ğu gibi kültürde de üretim araçlarını kontrol etmektedir ve yaratmak isteyen herkes onun gücünün yörüngesi içinde çalışmak zorundadır. Modem profesyoneller, entelektüel ve sanatçılar, proletaryanın mensuplan olduklanndan, ancak iş bulabildikleri müddetçe yaşarlar ve ... ancak emekleri sermayeyi arttırdığı müddetçe iş bulabilirler. Kendilerini parça parça satmak zorunda olan bu işçiler diğer her ticari mal gibi birer metadırlar dolayısıyla rekabetin iniş çıkışlanna, piyasanın dalgalanmalanna tabidirler. (479) Bu yüzden, ancak sermayesi olan birileri onlara para verdiği sürece kitap yazabilir, resim yapabilir, fizik veya tarih yasalannı keşfedebilir, hayatlannı idame ettirebilirler. Ama buıjuva toplumun baskılan o düzeydedir ki karşılığını vermeden, yani eserleriyle şu veya bu şekilde “sermayeyi arttırmadan” kimse onlara para vermez. Onlann beyinlerim sömürerek kâr sağlamaya istekli bir işverene “kendilerini parça parça satmak” zorundadırlar. Kendilerini en kârlı şekilde arz edebilmek için uğraşıp didinmeleri gerekir; sırf çalışmalannı sürdürebilmek için satın alınma imtiyazı uğruna (çoğu kez amansız ve acımasızca) rekabet etmek zorundadırlar. Eser tamamlandığında onlar da, diğer tüm işçiler gibi kendi emeklerinin ürününden kopanlmış olurlar. Mallan ve hizmetleri satışa çıkanlır ve yazgılannı belirleyen içkin bir hakikat, güzellik veya değer -ya da duruma göre herhangi bir hakikat, güzellik veya değerden yoksunluk- değil, “rekabetin iniş çıkışlan, piyasanın dalgalanmalan” olur.
Sayfa 167
Seda
Haklısınız, açıklayıcı olduğunu düşünmüştüm. Sistemin sınırlar çekmesinden bahsediyorum. İnsanı ve insanları, onların eylemlerini bir kalıba sokup, o kalıptan ise kendilerinde asla varolmayan 'şeyleri' hedef belirlemelerini çünkü onlara ulaşabileceklerini dayatıyor. Çoğunluğun isteklerini ve hatta istemediklerini kendi pazar piyasasına göre şekillendiriyor.
Marx, entelektüelleri ücretliler olarak tasvir ederken modem kültürün, modem endüstrinin bir parçası olduğunu göstermeye çalışır. Sanat, bilim, Marx’inki dahil toplumsal teori, bunlann hepsi üretim tarzlandır. Buıjuvazi her alanda oldu ğu gibi kültürde de üretim araçlarını kontrol etmektedir ve yaratmak isteyen herkes onun gücünün yörüngesi içinde çalışmak zorundadır. Modem profesyoneller, entelektüel ve sanatçılar, proletaryanın mensuplan olduklanndan, ancak iş bulabildikleri müddetçe yaşarlar ve ... ancak emekleri sermayeyi arttırdığı müddetçe iş bulabilirler. Kendilerini parça parça satmak zorunda olan bu işçiler diğer her ticari mal gibi birer metadırlar dolayısıyla rekabetin iniş çıkışlanna, piyasanın dalgalanmalanna tabidirler. (479) Bu yüzden, ancak sermayesi olan birileri onlara para verdiği sürece kitap yazabilir, resim yapabilir, fizik veya tarih yasalannı keşfedebilir, hayatlannı idame ettirebilirler. Ama buıjuva toplumun baskılan o düzeydedir ki karşılığını vermeden, yani eserleriyle şu veya bu şekilde “sermayeyi arttırmadan” kimse onlara para vermez. Onlann beyinlerim sömürerek kâr sağlamaya istekli bir işverene “kendilerini parça parça satmak” zorundadırlar. Kendilerini en kârlı şekilde arz edebilmek için uğraşıp didinmeleri gerekir; sırf çalışmalannı sürdürebilmek için satın alınma imtiyazı uğruna (çoğu kez amansız ve acımasızca) rekabet etmek zorundadırlar. Eser tamamlandığında onlar da, diğer tüm işçiler gibi kendi emeklerinin ürününden kopanlmış olurlar. Mallan ve hizmetleri satışa çıkanlır ve yazgılannı belirleyen içkin bir hakikat, güzellik veya değer -ya da duruma göre herhangi bir hakikat, güzellik veya değerden yoksunluk- değil, “rekabetin iniş çıkışlan, piyasanın dalgalanmalan” olur.
Sayfa 167
Seda
Sınırlı olan ihtiyaçlar değil. :) İnsanı, ihtiyaçlarını ve isteklerini bir sınıra dahil ediyor olmasıydı kastım. Biçemi ise belli bir kalıp ve tanımlama için kullandım. Sınırlı tanımlalar diyebiliriz. :)