Bazen zihnimiz, isteklerimiz, planlarımız, farklılaşan duygularımız ile kalabalık ve karmaşık olabilir. Bu tıpkı bir bardak suyun içindeki bir avuç kum gibidir. Zihnimizdekiler de tıpkı kumun suyu bulanıklaştırdığı gibi zihnimizi bulanıklaştırır. Oysaki biraz beklersek, sudaki kum bardağın dibine çökecek ve suyun berraklaştığını net bir biçimde görebileceğiz.
Bu yüzden,
başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden kendi bahçeni yarat ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ve göreceksin ki dayanıklıdın
ve kuvvetlisin
ve değerlisin...
Acıdan kaçınmak için daha çok kendimize odaklanmak, zevklerimize olan düşkünlük, hırslarımızın kurbanı olmak ve paylaşamamak... Böyle bir yaşamın sonucu, bir yerde insanlar giderek zenginleşirken diğer yanda açlık çeken ve fakirleşen insanların olduğu bir dünyadir.
Bağımlı olmama:
* Her şeyin geçici olduğunu fark etmek
* Her şeyi anda olduğu hali ile deneyimlemek
* İçsel deneyimlerin değerini bilmek
* Sıkı sıkıya tutunmamak ama aynı zamanda da kaçınmamak
* Değişmeyen özümüzü "kendiliğimizi" fark etmektir.
Bağımlı olma ise:
* Sıkışmak ve saplanmak
* Kaçınılan ya da tutulan bir içsel baskı hissetmek
* Her şeyin kalıcı olduğunu ve hiç geçmeyeceğini düşünmek
* Kendimizi yüceltme ile düşürme arasında gidip gelmek
* iyi oluşu son olasılık ve ulaşılması zor beklenmedik görmektir.