Cihat

Avrupalılar bir din olarak İslam'ı, bir kültür ve medeniyet olarak İslam'dan kesin olarak ayırmış; birincisine şiddetle karşı çıkarken ikincisine hayranlıkla bakmış ve ondan etkilenmiştir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hristiyan dünyası İslam'ı en başından itibaren dini-teolojik bir meydan okuma ve rakip olarak algıladı.
Köksüzleşme!
Modernleşme adına yaşanan sekülerleşme ve köksüzleşme, İslam toplumlarında Batı'ya karşı derin şüphe yarattı. Bugün bu şüphe, yaşadığımız kolonyalizm sonrası dönemde de devam ediyor.
Biruni'ye göre "Adalet, tıpkı sadakat gibi, bizatihi kendisi için arzu edilen bir şeydir."
Beyaz Adam'ın Yükü!
Modern Batı'nın "öteki" algısı ve fizikalist evren anlayışı, "beyaz adamın yükü"nü, "medenileştirme misyonu" olarak tanımlamasına imkan tanıyordu.