Yitik bir gençliğin uzak iklimlerinden geliyorum, geminin dümeninde tüten hasretim.
Sislere süzülen kuğular gibi denizin yaldızında gün sayıyorum, namütenahi yolculuklar ruhlarının nâr-ı teessüf türküleriyim.
Şiirsel gargaraların harcanan ehliyetsiz kalemlerin devrik cümleleriyim.
Kemik çuvallı gövdeye sahip laf cambazlığıyla efelenen keşlerin ölüme sendelemesiyim!
Afîtâb vakti esin perisinin ölü kelebekler hortlaklar sürüsünün, bozguna uğratan seslerinin ünlemiyim...
Yabancıl bakışlarla umutsuzluklara haykıralım, ötelerden duyulsun fırtınalı karnavalı dağıtan elem yankıları.
Mehlikâ; âtıfet dalgası serdiğim nadasa kalmış gönül ikliminde nar-ı aşk tomurcukları.
Sisli başkentlerde ölümcül veba gibi serpilen sevdanın çoban yıldızları.
Zemherinin zehir zemberek savurdukları, tan kızıllığında soluk ruhların cesaret kuşakları!
isa efendimizin eteğinde umudu saklayan bilgelerin muştulaması, düşsel ütopyalarında Hz. Havva'nın gözlerinde gördükleri yanık meşelerde alabora oldukları...
Heyhat bir hayat'ın eflatun misklerinden serpilen yıldız tozları, kraliyet hanedanında halka halka ipeksi saçlarında.
Yara lapası; şiirlerin kan topacı, bir dilberin acımtrak gülüşünde pembe ışıkları cennet arasında.
Kuyruklu yıldızların şebanelerden zambaklara uzanan bütünlüğü, çimen kokusunda yaprakların örtüsü a'mak-ı vicdan uykularında!
Mumlara resmettiğim yüzlerin ciğersizliği, can diliyle iğneledim leylî çınlatır baykuşların bakışlarında.
Kibritçi kızın; buz parçacıklı gözyaşlarıyla, bozguna uğramış parmaklarında anlatır küstüm çiçeği yalnızlığında...
Sanatsal bir ezginin notaları göğün hançeresini tıkadığı barışçıl bir kıvılcım.
Soylu halkın; özgürlük sarmaşığı lalelerin devri, papatyaların körpeliği, safransarı erguvan gölcüklerinde telaşlı kargaşalarım.
iskelet köprüsünde nasırdan