.şiirella.

.şiirella.
@_siirella_
SuSMaK ôLMeKSe; ôLûYøRuM SeSS¡ZL¡Ğ¡N eZG¡S¡NDe.. YaLNıZLıK G¡ZeMLeR¡M¡N eN GûZeL¡... 
istanbul
30 Ağustos
7 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Sekerat yağmurları...
Merhaba Ruhumun Azadı... Bugün yaram azdı; gönlümün bam teline vurdu özlemim, yürek selimden aktı kalemim yazdı. Seni uçsuz bucaksız hayal sahnemin perdesinden kucaklıyorum. Söyle bana Azat; zamanın ihanet çemberinde özgür kalır mı ruhum? Yenilmeden yenilgi döngüsüne düşmek, çarpık sözler iklimininde hayalperest kimliğim. Bir özlemin ardında aralıklı gönül kapı gıcırtısında, zaman sularında ölüme beş geçeyim! Salt dudakların damıttığı sevda tomurcukları, duygu girdabında teninin tonunda kızıl yangınları. Ayrılık mızrabı saplanırken gün batımında, gözlerim şiirlere çakılan kibrit alevi buğusunda sunar elvedaları. Hangi yalnızlığın, karanlığın, tutsaklığın tutarlılık adımlarında topraktasın? Sensiz hiçliğin notalarına vurmaktayım, toprağın toprağım olsun Rabbim yanına alsın... Gök kubbenin altında; şebnemin karanlığında, kehribar gözlerinin büzgülü ışığı yolumun pusulası. Asil bir eylemin urgan timsalinde, yaralı ceylanların afrika bozkırlarında ömür nafakası! Lokman hekim gelse ne çare gülün yaresi solmuşsa, bülbülü susmuşsa? Yalnızlığın çengelinde karanlığa âmâdeyim, ay mehtabının çemberinde üç nefeslik yer sunmuşsa. Kasvetli istasyonların selvi sevdalarına peşkeş çeken nefislerin bilge keşifleri. Yüksek tepelerden aşmaksa bendimi, aşikâne gönül sarayımda nermdil ahenkleri... Sıralanan günahları hasbelkader saplamadan bahtıma, küf tutmuş riyâlı hülyalarımda düş yâdıma. Can kırıkları düşerken avuçlarıma, takvim yaprakları ömür gizime gölgeler damıtıyor aheste mavnalarıma. Hicran yarası yalnızlığı kavurur gece yarısı, tuval niyetine duvarlarıma işlenir elem yankıları. Ayrılığa katlanıp sensizliğe kanatlanan cigara dumanları, su-i zânıma kaf dağından yağsın sekerat yağmurları... ©_şiirella_
Edebiyat
Reklam
Sırât-ı müstakîm…
Eylül'ün yaprak dökümü, sararıp solan ümitlerimin sancısı. Hüzün denizimin rotası gözlerim, katre katre çoğalır solumun yancısı. Söylesene usta; kaç asır saklı kalır yalanları sığınak bilen sevda avcısı? Güney'in kuzeye olan bakışı anlatır, kavuşma rıhtımlarının teori yasaklısı... Gözlerinin tuzlu suyu sözlerinin bahanesi, bahanelerin kırk yıllık hatırı gözeten kahvemin telvesi. Sancılı ruhumun sen pası, yeniliklere açılan prangamın vaveylalarca çıt sesi. Belki'lerin kurgunluğu içimde ki kimsesizliğimin kurşun mavisi. Şakağımda çatlayan hayal sahnesi, sancıların kahırlarında kopan sözlerimin esamesi... Bir çocuğun gözyaşları kadar korunaksızım, sığındığım limana demir atışımsın. Ucu bucağı olmayan hayal sahnemin başlangıcında kibrit olup yaktığım çıramsın. Kavuşma rıhtımlarında ayrılık dalgası olan, bizi savuran poyrazımsın! Avuçlarımdan gök kubbe'ye varan namütenahi dua'larımsın... Kaçak çayımın demi, gözlerimin nemi oluyorsun, çayımda şekerim, gözlerimde sevda çiçeğim. Gözlerim bulut olur; gecelerce ferini söndürür çakan şimşekler ardında özlemim. Duygularımın membağı yüzümde ki cennetin süruru sırat-ı müstakim. Kalbimin kelâm zinciri vaktin hâmlığında asılı kaldı, can evimden gözlerimin çatlak aynasına akan katremim... Not: Kelimelerin anlamları şunlardır; Vaveyla; Çığlık. Esamesi; birşeyin veyahut bir kimsenin anılması. Gök kubbe; yıldızların serpilmiş olarak göründüğü büyük kubbe anlamına gelir. Namütenahi; ucu bucağı olmayan, sonsuz, sınırsız. Membağı; kaynak, pınar, birşeyin çıktığı yer. Sürur; sevinç, mutluluk. Sırat-ı müstakim; doğru yol. Katre; damla.
Edebiyat
Bazen sadece kendinde kalmalı insan. Hayat kaynağı olan haklarının yerini sancılarla kahırların alacağını bilebilir mi mutlu sanan ? Sura üflense durulsa sular, bir ben bende kalsam seni kendimden uğurlarken ardından bakakalan. Göğ kusarsa küf tutmaya yüz tutmuş anıları hatırlatır insana hayat gibi koca bir masal zaman! Kuraklaşmış toprakta sararır başaklar, oysa sıralıdır herşeyin hakkından gelen yalan. Rabbim herşeyden haberdar birgün kopacak kıyamet, sanma kendini hancı geçici bu cihan... Zaman kör hâkim, harmanlanmış duygulara hayıflanıp üzüntüyü hisse ediyorum. Kaç mevsim sonbaharı yaşadım da yapraklarım soldu, hayatın keşmekeşinden sıyrılıp hâkikat yoluna varıyorum. Bektaş olup bir çınar gibi yıkılmadan hâk yoluna meşakkatsiz varılmayacağını vasıflanıyorum... Nâmahrem perdesine el uzatanı kabrin zindanına esir edecek Rabbim! Merhamet yüzünde ki hilâlde mi saklı, içinde ki dualar salkım salkım kalb-i selim. Kader enginliğine sabredene buluttan damlayan katre inci olur takdim... Ecel suretinde dokunurken günahlar, boy veren fücûr başakları sulayan beşer. Mahiyet meydanında kötülük tohumları ekenler hüma uman tamah kapısında bekler! Kendi kadrini bilmeyen arpa miktarı ikbaliyle cehennem tuğlaları ekler... © _siirella_
Edebiyat
Meçhul bir yolculukta kaybolmak, kendimi kendi ücralarımda unutmak. Sensizliği sırtlamak, sevdayı heybeme doldurmak. Unutmak mı, umutsuzlukla imkânsızlığı sunmak... © _siirella_
Edebiyat