"Öyleyse eğer yaşam, yetmiş yılını yetmiş saate değiştiyse, artık böylesi bir değere sahibim ve bunun farkına varacak kadar şanslıyım. Ne uzun zaman, ne ömrümüzün geri kalanı, ne de bugünden sonra yoksa; yalnız şimdi varsa; şimdiye şükretmeli, ben de bundan memnunum."
" Sanırım yetmiş saati, yetmiş yıla sığacak kadar dolu dolu yaşamak mümkün; tabii o yetmiş saat başlayana dek hayatı doya doya yaşadığını ve belli bir yaşa geldiğini varsayarsak."
-"Eğer sana güvenirsem, kıza dikkat edeceksin, değil mi? Sanki seni uzun zamandır tanıyormuşum gibi konuşuyorum."
+"İnsanlar birbirlerini anladıklarında böyle olur."
" Denizin boncuk boncuk kirpiklerine dizdiği maviliği bir gözyaşı içtenliğiyle kumların anne kucağına döktü. Gözleri, dumanı usul usul kalkan dağ başı gibi aralandı. Gözlerinin bebeğine biraz eğilen herkes, bu püsenli yalnızlıkta yangını yeni sönmüş bir ormanın külünü ve zulmünü görürdü."