insanın kendine giden o en uzun ve en zorlu yolculuğu anlatan, minicik bir kitaba sığdırılmış devasa bir cesaret manifestosudur.
Kraldan "bilinmeyen bir ada" bulmak için tekne isteyen adamın hikayesi, aslında konfor alanından çıkmaya korkan, her şeyin keşfedildiğine inanan rasyonalist dünyaya karşı indirilmiş zarif bir darbedir. Saramago, "Bilinmeyen ada kalmadı" diyenlere karşı, "Her insan bir adadır ve her ada keşfedilmeyi bekler" diyerek bizi kendi içimizdeki haritasız bölgelere davet eder. Kitabı okurken, limanda bekleyen teknenin temizlenmesi ritüelinden, adamla kadının o teknede kurduğu yeni dünyaya kadar her detayda; bir hayalin sadece onu kurmakla değil, onun için "yola çıkmaya cüret etmekle" ete kemiğe büründüğünü hissediyorsunuz. Bu öykü, hayallerin bürokrasiye, umutsuzluğa ve alışkanlıklara galip gelişinin, Saramago’nun o kendine has noktasız virgüllü akan nehir diliyle yazılmış en umut dolu şarkısıdır.
Kişisel gelişim kitaplarını seviyorsanız rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir kitap. Önyargılarımı tamamen yıktı. Yaptığı metaforlar, örneklendirmeler ve daha nicesi..
Yaşama dair yaşamdan hikayelerin yer aldığı öğüt verici açıklayıcı yol gösterici bir kitap olmuş.
Karanlık, ne kaderindir ne de bir süreç..çakacağın bir kibrite bakar aydınlığın. Bu kitapta da size bir umut ışığı yakmak için elimizden tutuyor ve çare aramaya nereden başlamamız gerektiği konusunda rehberlik ediyor.
Bu dünya herkese yeter
Asıl mesele sen kendine yetebiliyor musun?
Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Damla nehrin kendisi aslında ama farkında değil. Sen de yaşamda ufak bir damlasın, ormandaki tek ağaçsın. Sen dünyasın. Kendini koca bir boşluğa bıraktığında, derinlerde kendi hakikatine rastlayacaksın. Hakikat benin olmadığı yerdedir.