İşte bu noktada kendimize şu soruyu sormalıyız: Beni bir birey olarak, kalabalıkların içinde erimekten koruyacak dinsel bir yaşamım ve Tanrı ile doğrudan, yakın bir ilişkim var mı?
Orada birlikte dua ettiğim insanların gözlerinde kendi hayat hikâyemi görmüştüm. Bu insanlar farklı diller konuşuyorlar, farklı amaçlara göre yaşıyorlardı ama ortak acıları yüzünden aynı ailenin çocukları gibi olmuşlardı.
Acı çeken bu insanları gördükçe, zihnimde yeni bir ışık yandı. Dehşete kapıldım; dünyada bu kadar çok acı çeken insan olduğunu bilmiyordum. Kendini küçük kabuğuna hapsetmiş bir salyangoz gibi, dışarıdaki kalabalık dünyayı yeni yeni görmeye başlıyordum.