Hızlı bir gündü.Mazinin alıp ortadan kaybolduğu suya kulak verdim -aşağıda- ikiye yarıldığımı görüyorum
Ben
ve adım...
Düşlemem için bir şeye ne hacet:
Ziyaret edebileceğim bir miktar gök
görmeme yetecek zaman hafif ve candan güvercin kuleleri etrafında...
Demek ki annesi,bir daha hiç geri gelmemek üzere yitip gitmiş bir mutluluğu olduğu gibi koruyabileceğine,zamanın akışını durdurabileceğine,oğlu geri geldiğinde kapı ve camları açmakla her şeyin eskisi gibi olabileceğine inanıyordu.
Ben kimim? Bu başkalarının sorduğu bir soru
Ve cevabı y
oktur bunun.Ben kendi dilimim.Ben bir muallakayım...iki muallaka...on... Bu benim dilim
Ben kendi dilimim.Ben sözcüklerin söylediğiyim:
Bedenim
ol, ben de bir beden oluverdim onun tonuna.Sözcüklere söylemedim:Bedenimin buluşma yeri ol
çöl sonsuzlukla.Ol ki dediğim gibi olayım!Beni taşıyan bir yer yok yerin üzerinde.Bundandır ki benden uçup boşalan sözlerim taşır beni.
Tamamlayacak kimseyi bulamadım
hayaletimden başka.Toprak toprağının dışına attı beni.Ve ismim çınlıyor adımlarında at nalı gibi:
Yaklaş ki geri döneyim sana bu boşluktan ey senin adında ebedileşen Gılgamış!...Kardeşim ol! Beraber gidip çığlık atalım eski kuyuya...