Beni gerçekten şaşırtan bir kitap oldu sayfaları kapattığımda içimde hâlâ yankılanan bir hikâye kaldı.
Eason, Jessica, Rob ve Bree…
İki yakın erkek arkadaş, iki yakın kadın arkadaşla evlenir. Yılların dostluğu iki aileyi tek bir hayata bağlar.
Bir gece, çocuklar bir evde kalırken onlar başka bir evde toplanır. Birkaç saatliğine hayatın yükünü unutmak isterler. Ama o gece kader bambaşka bir hikâye yazmıştır.
Evde patlama olur.
Eason, karısı olduğunu sandığı kişiyi kurtarır. Fakat dışarı çıkar çıkmaz ikinci patlama gerçekleşir… ve içeride kalanlar için umut tamamen biter.
O an gerçeğin ağırlığı çöker:
Eason’ın kurtardığı kişi kendi eşi değil, en yakın arkadaşının eşi Bree’dir.
Bree o gece Rob’u kaybeder.
Eason ise Jessica’yı.
Küllerin içinden iki kırık hayat çıkar.
Eason’ın evi yangında harap olur ve kızıyla kalacak yeri kalmaz. Bree ise batmak üzere olan şirketi, çocukları ve kendi acısıyla baş etmeye çalışırken onlara havuz evinde kalmaları için kapıyı açar.
Ve zamanla ikisi de birbirleri hakkında yanıldıklarını fark eder.
Bree, Eason’ın düşündüğü gibi biri olmadığını keşfeder.
Eason ise Bree’nin sandığından çok daha güçlü olduğunu.
Ama keşfettikleri yalnızca bu değildir…
Kayıpların, suçlulukların ve küllerin içinden doğan duygular bazen insanın en çok korktuğu şey olabilir.
Çarpıcı, duygusal ve beklenmedik bir hikâyeydi.
Bazı aşklar gerçekten küllerin içinden doğuyor…
Bazen bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda sanki zihninizde küçük bir fırtına dönmeye devam eder. İşte bu kitap tam olarak öyle bir deneyimdi. Başlarda oldukça farklı bir yöne gideceğini