Ama sen bu haykırışları yaşadığım sürece duymayacaksın, bu mirası yalnızca öldüğümde alacaksın benden, seni herkesten çok seven ama senin hiç tanımadığın, her zaman seni bekleyen ama senin hiç aramadığın benden. Belki de işte o zaman beni arayacaksın, ama bu kez sadık olmayan ben olacağım, çünkü ölmüş olacağım ve seni duymayacağım. Senin bana bırakmadığın
gibi ben de sana ne bir resim ne de bir işaret bırakacağım; beni hiç tanıyamayacaksın, hiçbir zaman.
Ama sen, beni hiç tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçer gibi yanımdan geçip giden, bir taş parçasıymışım gibi üzerime basip giden, hep giden ve sürekli giden ve beni sonsuza kadar bekleten sen, benim için kimsin sen?
Ama sen gülümsedim ve avuturcasina "Her giden sonunda geri döner," dedin. "Evet,"' diye cevapladım, "her giden geri
döner, ama her şey unutulmuş olur."