Birey yerine konulmayan bir çocuk, sürekli bir gölgenin ardında yaşamaya mahkum kalır. Sesini duyurmak, kim oluğunu göstermek için çırpınır; ama kimse onu gerçekten görmez. Her gün kimseye ait olmayan bir yalnızlıkla uyanır, içindeki boşluk, koca bir dünya gibi büyür. Sevgi, ilgi, değer görme isteği küçük bir çığlık gibi kalır havada ulaşacağı bir kulak bulamaz. Zamanla o çığlık bile susar; çünkü bir insan, kendi varlığını unutmuşsa, kimseye kendisini hatırlatamaz...
İkimiz de aynı şehirdeyiz ve birbirimize varmamız için yarım saatten daha az bir zaman yeter. Buna rağmen o orada, ben buradayım. Neden? Sebep yok... Ben burada ne yapıyorum.