"nereden anlatmaya başlayayım jülide? kelimelerin kifayet etmeyeceğini bile bile söze girmek kadar elem verici ne olabilir? insan, sonu kötü biten bir hikâyeyi anlatmaya nereden başlayacağını bilemiyor, sen söylemiştin. şimdi ben de aynı durumdayım. içimdeki hararetli sıkıntıyı giderecek serin sözler peşindeyim. hangi kelimeden medet umduysam, bir jilet gibi boğazımı, dilimi paramparça etti. ne söylesem bir yanıyla yarım kalacak, biliyorum. kendini anlatabilmek diye bir hurafe var, işimize geldiği için körü körüne inanıyoruz. bu dünyada kim, kime kendini anlatabilmiş ki?"
"hayal kurmakla başım hiç hoş değildir.
gelecekten beklediği nelerse onları kafada keyfince şekillendirip sonra onlara uymayan durumlarla karşılaşınca hayalleri yıkılan kimselerden değilim. güvendiğim dağlara kar falan yağmış değil. derinden bir düşkırıklığı benimkisi. geçen her gecenin leyle-i kadr, karşılaştığım her kişinin hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. evet, bizzat kendim bir düşkırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. ve hepimiz öyleyiz."
• ismet özel