“Çoğu insan sessiz bir çaresizlik içinde yaşamlarını sürerler.”demişti. Çocuklukta duygularının farkına varmadan,onları etiketlemeden ya da bu duyguların ötesine geçmeden yaralanan insan topluluklarını kastediyordu.Bu kitabın, içinizdeki kalıntıları görmenizde size yardımcı olmasını ve size kendi duygusal ihmalinizin üstesinden gelme cesaretini vermesini umut ediyorum.
Duygusal olarak ihmal edilmiş her kişi, “Benim sorunum ne?” duygusuna kendi çocukluğu ve aile koşullarına bağlı olarak yaptığı bireysel açıklamalarla karşımıza çıkar.
Duygusal ihmalin talihsiz yönlerinden biri,kendi kendini çoğaltmasıdır.Duygusal olara ihmal edilen çocuklar duyguları,kendileri ve başkalarının duyguları hakkında kör bir noktayla büyürler.Ebeveyn olduklarında,kendi çocuklarının duygularından habersizdirler ve çocuklarını aynı kör noktaya getirerek büyürler.
Bir çocuğun duygularına ve ihtiyaçlarına ebeveynleri tarafından önemsiz muamelesi yapılırsa,kendisinin kişisel bir parçası derinden reddedilmiş olur.Kişinin bu parçası odadaki fil gibidir.Hiç kimse onu görmek ya da ondan bir şeyler duymak istemez ancak yine de onun en çok olan parçasıdır.Bu çocukların pek çoğunun ailede adapte olabilmesi,iyi anlaşılabilmesi ve büyüyebilmesinin tek yolu inkara dahil olmak ve onların duygusal benliği hiç var olmamış gibi davranmaktır.İhmal edilmiş çocukların içlerinde;kendileri,kendilerine duydukları sevgi ve diğerleriyle duygusal bağ kurma yeteneğiyle ilgili boşluk hissiyle büyümüş olduğundan hiç şüphe yoktur.