Hiçbir suç yükleyemedikleri için kitap okumak diye bir suç icat ettiler. Cehaletin övgüsünü yapıyorlar ,örgütlü cehalet bu ülkede çok güçlü sorsan kabul etmezler ama hepsi doğal olarak kültür-sanat düşmanı.
Beklemek deyince aklıma hep Walter Benjamin'in Portbou'daki trajik intiharı geliyor. Nazilerden kaçmak için her şeyi yapan, arkadaşlarıyla İspanya'yı yaya geçen ve Portekiz'e, oradan da Amerika'ya gitmek isteyen filozofun Gestapo'nun eline düşme ihtimalini düşünerek otel odasında morfinle canına kıyması, işkenceyi bekleme işkencesindense hayatına son vermeyi yeğlediğini gösteren müthiş bir örnek.
İnsanları hep ikiye ayırırlar: kadınlar-erkekler, zenginler-yoksullar, Kuzeyliler-Güneyliler. Ama bu taş duvarların ardında tüm ayrımlar kaybolur; geriye tek bir çizgi kalır içeridekiler ve dışarıdakiler.
İşte o an anlıyor ki, kalp her şeyi beyinden önce seziyor. Kalp, sadece kan pompalayan bir kas değil; Eski Mısırlılar haklıydı; o, ruhun bir parçası, korkunun ilk başladığı yer. Kötü bir şey olacağı hissi düşünceden önce geliyor, beyin korkuyu kelimelere dökmeden kalp çoktan etkilenmeye başlamış