Barış Bıçakçı’nın “Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme” kitabını okurken kendimi hem hüzünlü hem de garip bir şekilde huzurlu hissettim. Onun kelimeleri hep öyle zaten; sade ama kalbinin derinine nüfuz ediyor.Bu kitapta en çok “Kusursuz Kısır Döngü”, “Annemin Hikayesi”, “Bizden Sonra Çakırdikenleri” ve "Anlaşılmaz Şeyler" gibi hikâyeleri sevdim. Her biri, sanki kendi hayatımdan bir anı anlatıyor gibi. “Herkesin bildiği ölümü ben mahrem sandım” cümlesi hâlâ aklımda dönüp duruyor — hem ölümün, hem de yaşamanın ağırlığını o kadar güzel anlatıyor ki.Bıçakçı’nın Ankara’sını da ayrı seviyorum. O gri, sessiz,bana uzak şehirde hep bir sıcaklık, bir tanıdıklık var. Kitabı bitirince yüzümde hüzünlü ama yumuşak biraz sessiz bir tebessüm, doğum lekesi gibi bir gülümseme kaldı, seviyorum bu büyülü hissi