Kendi hayatımın bulmacası ise öylece kaldı. Bir sürü boş kutu, bir sürü cevapsız soru… Soldan sağa, yukarıdan aşağıya bütün kareleri tek tek doldurabileceğim, bir kucak hüzünlü kelime…
Zor olan yeniden yalnız kalmaktı. Herkese karşı öfke doluydum. İçim dipsiz bir kuyu gibiydi. Yıllar boyu bazen bardaktan boşalır gibi, bazen damla damla, bazen ip gibi incecik akarak öfke doldu içime. O öfkeyi hiçbir yere akıtamadım. Mecburen dışıma sızdı. Dipsiz kuyu bile dolmuştu. Bir yere dökebilsem içimi, rahatlayacaktım.