Kuveyt'li yazar Taleb Alrefai ' nin Kaptan kitabi, yazarın kitabın başında dile getirdiği üzere Kaptan Ali Nâsır en-Necdî 'nin 19 Şubat 1979 günü başından geçen olaylara istinaden kurgulanmış. Saat belirtilerek sekiz bölüme ayrılan roman , olay örgüsünün oniki saatlik bir zamana ilişkin olduğunu imlese de aslında kaptanın yetmiş yıllık hayatının da bir özetidir. Anlatıda zaman geçişlerinin çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Dikkatimi çeken bir husus; yön tarifinde kıblenin, saat tayininde namaz vakitlerinin kullanılması ve yine ölümle yüzyüze gelinen bölümde kadere iman vurgusu yapılarak Müslüman-Arap kültürünün yazın üzerinden okuyucuya aktarılması sağlanmış.
Romanın kahramanı , kaptanın dilinden anlatılan olaylarda denize olan tutkusunun çocuk yaşlarda oluştuğunu, denizin kendisine çağrısını bir ömür yanıtsız bırakmadığını görünce, kitabın denizin ölüme gidecek çağrısıyla sonlanacağını okur olarak hissettim.
Kuveyt'in 2. Dünya Savaşı ' na kadar toplumsal olarak geçim araçlarından en önemlisi olan inci avcılığı ve gemi ticaretinin , hayatlara petrol sevkiyatı ve sentetik inci üretiminin girişinden sonra nasıl sona erdiği gibi tarihi ve sosyal dönüşümlerin de anlatıldığı kitabin yazılış amacının ; Arap denizcilerin onure edilmesi olduğunu düşündüm. Nitekim kaptanın Avustralya'lı dostu Alan Villiers' in yorumlarından yola çıkarak aşağılanmaktan nefret ettiğini bunun için uzak mesafe kaptanı olmayı istediği bölümler bu düşüncemi destekledi.
İnci avcılığı bölümünde dalgıçlardan bahsedildiği ilk anda her nedense kafamda modern kıyafetli dalgıçlar imgelenirken , yazarın dönemin son derece ilkel şartlardaki dalışı anlatışıyla ben de bir dibe battım bir okur olarak. ( Bunu ilk anda böyle düşünmüş olmaktan ötürü )
Anlatı tekniğinde bazı bölümlerde daha şiirsel bir