Edebi anlamda güçlü bir roman olarak değerlendirdigim kitapta Kahramanımız Giovanni Drogo' nun sınırda, işlevsiz, unutulmuş bir kaleye atanması ve bu kalede geçen zamanda; çıkabilecek bir savaşın umuduyla , kahraman olma hayaliyle , durağanlığın alışkanlığına hastalık düzeyinde bağlanan bir tabur askerin ömrünü heba ediş hikayesi anlatılmaktadır.. Uzun zaman kalede resmen askercilik oynarlar , nöbet değişiminde parolayı bilmeyen askeri tanımalarına rağmen öldürmeleri askeri kurallara , yaptıkları şeyin ciddiligine kendilerini ne kadar inandırdıklarını gösterir. Karşı ülkenin askerlerinin kadastro ile görevli oldukları anlaşılan askerlerini görmesine rağmen komutanın saldırı emri vermemesi savaş ihtimaline inanmaması , bekleme umudunun büyüklüğünden. Umut etmenin ne kadar güçlü bir duygu olduğunu kitap boyu hissetmek mümkün. Aradan aynı şekilde durağan geçen 30 yılın sonunda Drogo'nun hastalanmasindan sonra çölde biten yoldan gelen düşman askerler savaş tehdidi olusturduğunda Genel Kurmayın gönderdiği destek birliklerine yer açmak için Drogo' nun kaleden gönderilmesi ve geceledigi handa muhtemelen ölmesi , tutunduğu umudun peşinde ömrünü heba edişini bir kez daha gösterir.