Bir kâlbe sevgi yerleşti mi, onun yönü belki zamanla değişebilir. Lakin varlığı tükenmez. Arabî sanıyorum, "sevgi sevenin nefsinde sonsuza dek sürer gider, çünkü sevgi sevenin özüdür." der. Bir kez seven, artık sevginin kuşattığı bir hâl üzere daim olur.
Cihan Çetinkaya
Karamsar kişi, her gün bir sayfasını kopardığı duvar takviminin geçen her günle biraz daha inceldiğini, korku ve hüzünle gözleyen bir insana benzer, öte yandan yaşamın sorunlarına etkin bir şekilde saldıran insan, her gün takviminden bir yaprak koparan, ancak bunların arkalarına birkaç
günlük notu aldıktan sonra öncekilerle birlikte düzenli ve özenli bir şekilde dosyalayıp saklayan bir insana benzer. Bu notlarda oluşan zenginliği, dolu dolu yaşamı, gurur ve sevinçle düşünebilir. Yaşlandığını farketmesinin ne önemi olabilir? Gördüğü genç insanları kıskanıp kendi yitik gençliğine yönelik nostaljiye mi gömülecektir? Hayır, bunun yerine şöyle düşünecektir: “Olasılıklar yerine, sadece yapılan işin, yaşanılan sevginin değil, yiğitçe göğüslenen acılar dahil olmak üzere, geçmişimin gerçeklikleri de var. Bu acılar kıskançlık uyandırmasa bile, hayatımda en çok gurur duyduğum şeylerdir.”
Anlamsızlık duygusunun nedenine gelince, aşırı basitleştirme de olsa, insanlann yaşamalarını sağlayacak çok şeyin bulunmasına karşın, uğruna yaşayacakları bir şeyin olmadığı söylenebilir; insanlar araçlara sahip, ama amaçlan yok.
Mutluluk aranmaz; ortaya çıkması gerekir, insanın, “mutlu olmak” için bir nedeni olmalıdır. Bu neden bulunduktan sonra mutluluk otomatik olarak gelir.