"Anne, biliyor musun, bazen öyle denizler vardır ki onun derinliklerinde büyük manalar saklıdır ve dalgaları altında insanı ka'rına (derinliğine) çeken bir kuvvet vardır. İnsan ister ki adım adım onun a'mâkına (derinliklerine) insin. Çünkü saadet, sükûn, âsudegi (huzur) her şey oradadır... Anne! İşte senin gözlerin, böyle bînihayet (sonsuz) dalgalarıyla ufuklara kadar uzanan bir denizdir ki ben onları seviyorum anne. Ben onların ılık ve şifakâr (şifa veren ) dalgaları içinde boğulmak istiyorum..."
"Ben sendeyim, sen de bendesin, biz dünyada dünya da bizdedir, hepimiz bir bütünüz. Dünyaya zarar verirsen, insanlara veya hayvanlara kötülük yaparsan, kendine zarar vermiş, kendini sakatlamış ve hayatını karartmış olursun."
"Peygamberler insanlara sevmeyi öğretmiş ve sürekli 'Sev,sev,sev!' diye tekrarlamışlardır. İnsanları sev! Her türlü insanı, bir çeşit canlıyı, bütün dünyayı; ağacı, taşı, tarladaki kum tanesini, gökyüzündeki yıldızı sev! Her şeyi ve her şeye Hayat Veren'i sev!"
"Öğrencilerinize, yüksekokulların diploma atölyesi değil, etrafa ışık saçan canlı mumların üretildiği fabrikalar, ülkenin zihinsel ve manevi açıdan aydınlanmasını sağlayan merkez istasyonlar olduğunu anlatın."