Kısa bilimkurgu öykülerinden oluşan bir kitap, 11 farklı öykü var. Merak uyandırıyor bu nedenle hızlı okunabilir. Son öykü haricinde beğendim, son öykü 36 sayfayla en uzun öykü, yalnız bana anlatılanlar karışık geldiği için anlamadım. Ölümsüzlüğün Gıcık Sırrı'nı beğendim, bundan daha fazla beğendiğim bir hikaye varsa o da Bariyer. Bir sitede arabaların geçtiği bariyeri site sakinleri otomatik yapıyor ve artık bekçiye gerek kalmıyor. Bu bariyer bir gün araba geldiğinde bu arabayı kırıyor, evet çelik gövdesini alt üst ediyor ve bunu tek bir arabaya yapmıyor, özellikle lüks arabalar gidiyor. Anlatıcı korku filmlerine ilgili bir genç, bu sitede yaşıyor, bu durumu şeytanın bariyerin içine girmesiyle açıklıyor ve bir gece arkadaşıyla yanına kutsal kitap ve malzemeler alıp bariyerin yanına gidiyor. O gece bitip uyuduğunda çok kötü bir kabus görüyor yalnız bunun rüya olduğunu sonradan anlıyoruz. Aslında bu durumu bekçi yapıyor, işi gittiği için sıkılmış ve işini elinden alanlara bu tepkiyi göstermiş, özellikle pahalı arabaları seçmiş çünkü onların sigortası oluyormuş... Böyle bir durum yaşadığı için bu genç rüyalarında ilerleyen senelerde de bu durumla ilgili kabuslar görüyor.
Zor bitirdim açıkçası, bunun nedeni ilk olarak bu kitaptan not çıkaracak ve konuşma sınavı olarak bu kitabı sınıfa anlatacak olmam. Bir diğer nedeni de betimlemelerin fazla olması, bence bu okumayı zorlaştırıyor, ayrıca sayfa sayısı da biraz fazla geldi. Konu olarak bazen yerleri karıştırdım, bazı olaylar aşırı saçma veya yeterli gelmedi. Eğer kitabı sadece okuyup anlatmayacak olsaydım aklımda kalmasına gerek olmadığı için daha hızlı okurdum diye düşünüyorum. Ve ayrıca Uğultu Tepeler' in yazın sıcak, baharda rüzgarlı ve ılık havasını, dağlarını ve o çiftliği görmek isterdim.