‘’Şunu iyi bilin ki, ben hiçbir şeyi unutmuş değilim; ama, bir süre için bütün bunları, hatta anılarımı bile kafamdan kovdum… ta ki durumumu iyice düzeltinceye kadar, işte o zaman… o zaman, göreceksiniz, ölüleri dirilteceğim!
Sizi neden ve nasıl sevdiğimi bilmiyorum. Biliyor musunuz belki de hiç güzel değilsiniz. Düşünün bir kere, sadece yüzünüzün bile güzel olup olmadığını bilmiyorum.
‘’Katılaşmışsınız’’ diye belirtti, ‘’Sadece yaşamdan, kendi kişisel çıkarlarınızdan ve toplumunkilerden, insanlık ve yurttaşlık görevlerinizden, dostlarınızdan (çünkü, dostlarınız vardı) uzaklaşmamışsınız, sadece kazanç dışında her türlü amaçtan uzaklaşmamışsınız, siz aynı zamanda kendi anılarınızdan da uzaklaşmışsınız… ben sizi yaşamınızın tutkulu ve yoğun bir zamanında anımsıyorum ama, kesinlikle eminim ki siz o dönemdeki bütün en iyi izlenimlerinizi, duygularınızı unutmuşsunuzdur; düşleriniz, günlük istekleriniz şimdi artık çift ve tek, kırmızı, kara, ortadaki on iki sayı, vb. vb. ileri gitmiyordur.
Kişinin en iyi dostunun önünde mahcup olduğunu görmekten hoşlandığı bir gerçektir: Dostluk çoğu zaman işte bu mahcubiyetin üzerine oturur; bütün akıllı kişilerin bildiği çok eski bir gerçektir bu.