Böylesine anlaşılmaz ve sorumluluk duygusunu tüm acılarıyla hisseden bir insan olacağıma, keşke odandaki o mutlu dolap olsaydım da her daim seni görebilseydim. Böylece doya doya seyredebilirim seni. Koltukta oturuşunu, mektup yazışını, yatışını kalkışını...
Sanki ben bir taşım. Sanki kendi mezar taşım olmuşum. Kaçacak hiçbir delik yok. Ne şüphe ve inanç için, ne aşk ve nefret için ne de cesaret ve korku için. Sığınacak hiçbir yer yok. Bir umut var sadece. En az mezar taşlarına kazınan yazılar kadar silik bir umut.