İnsanlara kral olmak ile kralın elçisi olmak arasında seçim yapma şansı tanındı. Onlar ise, tıpkı çocukların yapacağı gibi, elçi olmayı seçtiler. Bu yüzden dünyanın etrafı, ortalıkta herhangi bir kral olmadığı için, birbirlerine anlamsız mesajlar taşıyan ve durmadan bağırıp çağıran insanlarla dolu. onlar da bu sefil hayatlarına bir son vermek istiyorlar elbet; ama ettikleri sözde hizmet yemininden dolayı bunu yapmaya cesaret edemiyorlar.
Hayatının henüz başındayken yapman gereken iki şey var; yörüngeni her zaman daraltmak ve bu yörüngenin dışında kalıp kalmadığını sürekli kontrol etmek.
İnsanlar bir cehennem çukurunun üzerinde dururlar. tüm güçlerini birleştirerek ve birbirlerine sevgi içerisinde yardım ederek, ancak orta seviyeli bir yükseklikte uzak dururlar bu çukurdan. eğer birbirlerine iplerle bağlanmış olan bu insanlardan birinin ipi gevşer de o kişi diğerlerine nazaran o sonsuz boşluğa biraz daha yaklaşırsa, bu tek başına bile yeterince kötü bir şeydir. İpin kopup o kişinin çukura düşmesi ise, tamamen dehşet vericidir. İşte, diğer insanlara sıkı sıkıya bağlanmak zorunda olmamızın sebebi de budur.
İnsanların tüm kusurları; sabırsızlıklarından, yaptıkları bir işte izledikleri yöntemi daha vakti gelmeden önce terk etmelerinden ve üzerinde tartıştıkları sözde bir meseleyi sözde bir çözüme kavuşturmalarından ileri gelir.