Sen ne zaman gerçekten öleceksin, buhran ne, kıpkızıl yanmak ne, ne zaman bileceksin?
Ömrün başkasının solgunluğundan sâri bir hastalık gibi kaçmakla geçti, umutsuz olduğun halde umut satanların yanında dolaşmakla geçti, yüksekten, yüceden, heybetten, fedadan korkmakla geçti
"...bir devrin bütün ahmakları yan yana durup geçmiş ahmaklara gülecek, her cehennemlik başka cehennemliği çok kolay tespit edecek, sadece ama sadece iyi hep gizlenecek, ayrı yol tutanın nereye gittiği hiç bilinmeyecek.