Şayet bir kimse, haramlığı kesin olan bir şey için sırf elindeki malı satabilmek (tervîcü's-sıl'a) amacıyla veya cehaleti sebebiyle 'Bu helaldir' derse, kafir olmaz.
Keza bir kimse, 'Keşke şarap haram kılınmasaydı' veya 'Keşke Ramazan orucu farz kılınmasaydı' diye temennide bulunsa —bunda kendisi için bir meşakkat ve zorluk gördüğü için böyle demişse yine kafir olmaz. Aksine, 'Keşke zina haram kılınmasaydı' veya 'Keşke haksız yere adam öldürmek haram kılınmasaydı' şeklinde bir temennide bulunursa, işte o zaman kafir olur. Çünkü bu iki fiilin haramlığı bütün dinlerde sabittir ve ilahi hikmete (hikmet-i ilahiyeye) tam bir muvafakat arz eder. Kim bu haramların kalkmasını temenni ederse, aslında ilahi hikmetin dışına çıkılmasını istemiş olur. Bir kimsenin, Allah Teâlâ’nın hikmetli olmayan bir hüküm koymasını istemesi ise, Rabbine karşı cehaletinin ta kendisidir.
el-Mecmûatü’s-Seniyye alâ Şerhi’l-Akâidi’n-Nesefiyye