Hikmetin Gölgesinde

Hikmetin Gölgesinde
@Termani
Bir ömür Marifet ve Hikmet yolunda...
Medrese/Arabic
İlahiyat/sağlık yonetimi/Tarih
90 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Kadı İyaz şöyle demiştir: O'na ﷺ duyulan gerçek sevginin nişanelerinden biri de; sünnetini ihya edip yardım etmek, getirdiği şeriatı/dini savunmak, O'nun yaşadığı asırda bulunmayı arzulamak ve O'nun uğrunda malını da canını da çekinmeden feda edebilmektir." ​ Gerçek sevginin en somut tezahürlerinden biri de yüce sahabi Amr b. el-Âs’ın (r.a.) şu sözleridir: "Benim için şu dünyada Allah'ın Resûlü'nden ﷺ daha sevgili ve gözümde O'ndan daha yüce/değerli bir kimse yoktu. Ancak O'na duyduğum o muazzam saygı ve tazimden ötürü, başımı kaldırıp da gözlerimi O'nun cemaliyle doldurmaya (yüzüne doya doya bakmaya) asla güç yetiremezdim." (Müslim).
Reklam
Mesele 1938: Sadece okumak amacıyla kitapların kiraya verilmesi/kiralanması caiz değildir. Eğer böyle bir kiralama yapılırsa, bu kira sözleşmesi hukuken batıldır.
Mesele 1937: Bir kimsenin, sırf Kur'an okuyup sevabını ölüye bağışlaması için ücret karşılığında bir okuyucu (hoca/kâri) tutması caiz değildir. Çünkü okuyucu Kur'an'ı para için okuduğunda kendisi hiçbir sevap kazanamaz; hâl böyleyken ölüye neyi bağışlayacaktır?
Birincisi: Çok dua etmek. Allah'tan daima iyilikler yapıp kötülükleri terketmede başarılı olmayı istemek. ​ Matraf b. Abdullah şöyle demiştir: “Hayrın başı nedir diye düşündüm. Hayrın çok olduğunu gördüm; oruç, namaz... ve o Allah'ın elindedir. Madem hayrın hepsi Allah'ın elinde ve sende onu istiyorsun O da sana veriyor [o halde] demek ki, hayrın başı duadır.” ​Ömer b. Hattâb (r.a.) şöyle demiştir: “Ben icabetin tasasını taşımıyorum ancak duanın tasasını taşıyorum. Eğer dua bana ilham edilmişse o vakit icabetin de beraberinde olduğunu bilirim.
Fudayl şöyle derdi: “Yadırgadığın tüm devrin değişmesi de kardeşlerin müsâmahasızlığı da [ellerinle işlediğin] günahların sebebiyledir.” ​Ve yine şöyle denmiştir: Haramdan rızık elde edilmesi, salih amel işlemede başarılı kılınmanın azlığındandır. ​İbn Mes’ud (r.a.) şöyle derdi: Benim kanımca kul, -tövbenin, ilmin, itaat üzere istikametin bereketi olmasa- işlediği günahı nedeniyle önceden bildiği ilmi unutur. Her hâlükârda kula ne isabet etmişse o onun için hayırdır. Kendisine isabet eden genişlik ise bu ona Allah Teâlâ'nın kendisine şefkati ve lütfudur. Darlık ise; bu da Allah Teâlâ'dan kendisine imtihandır.
Reklam