Hikmetin Gölgesinde

Hikmetin Gölgesinde
@Termani
Bir ömür Marifet ve Hikmet yolunda...
Medrese/Arabic
İlahiyat/sağlık yonetimi/Tarih
87 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Mesela erkeğin eşine “sen kendi haline bırakıldın”, “ailene git” veya “iddet bekle” demesi boşamaya kinayedir. Kinayede hüküm, ancak niyet veya hal karînesiyle sabit olur. Örneğin erkek eşine “iddet bekle” deyip boşamayı kastederse veya kadın boşanma talebinden sonra bunu söylerse boşama gerçekleşebilir.
Sarih lafzın hükmü, onun gerektirdiği sonucun niyete bağlı olmaksızın sabit olmasıdır. Yani hüküm doğrudan sözün kendisine bağlanır ve konuşanın niyetine bağlı değildir; ister kastetsin ister kastetmesin fark etmez. Çünkü anlam açık ve nettir. Mesela boşama lafızları böyledir. Şâri‘ bu lafızları ayrılığın gerçekleşme sebebi kılmıştır. Bu yüzden, boşama şartları gerçekleştiğinde, sadece “boşadım” demekle mahkeme hüküm verir. Kişi “ben aslında bağdan kurtulmayı kastettim” dese bile kabul edilmez; çünkü lafız sarih olarak boşamaya delalet eder ve hâkim zahire göre hükmeder. Aynı şekilde satış lafızları da, icap ve kabul gerçekleştiğinde mülkiyetin devrine sebep olur. Şartlar varsa, tarafların niyetine bakılmaksızın satış geçerli olur.
Buna benzer şekilde Allah Teâlâ’nın şu buyruğunda: ﴿أَوْ لَامَسْتُمُ النِّسَاءَ﴾ “dokunma” kelimesi hakiki anlamında değil, mecaz anlamında kullanılmıştır; yani burada kastedilen elle dokunmak değil, cinsel ilişkidir.
Cüz’iyyet ve bunun tersi; parçanın söylenip bütünün kastedilmesi veya bütünün söylenip parçanın kastedilmesidir. Bunun birinci türüne örnek olarak şu ifadeler verilir: ﴿فَكُّ رَقَبَةٍ﴾ ﴿فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ﴾ Burada “رقبة (boyun)” kelimesi zikredilmiş, fakat kastedilen köle şahsının kendisidir; yani maksat onun özgür bırakılmasıdır. Bunun gibi: ﴿تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ﴾ ifadesinde “eller” zikredilmiş, fakat Ebu Leheb’in tamamı kastedilmiştir.
Kadı İyaz şöyle demiştir: O'na ﷺ duyulan gerçek sevginin nişanelerinden biri de; sünnetini ihya edip yardım etmek, getirdiği şeriatı/dini savunmak, O'nun yaşadığı asırda bulunmayı arzulamak ve O'nun uğrunda malını da canını da çekinmeden feda edebilmektir." ​ Gerçek sevginin en somut tezahürlerinden biri de yüce sahabi Amr b. el-Âs’ın (r.a.) şu sözleridir: "Benim için şu dünyada Allah'ın Resûlü'nden ﷺ daha sevgili ve gözümde O'ndan daha yüce/değerli bir kimse yoktu. Ancak O'na duyduğum o muazzam saygı ve tazimden ötürü, başımı kaldırıp da gözlerimi O'nun cemaliyle doldurmaya (yüzüne doya doya bakmaya) asla güç yetiremezdim." (Müslim).