Hikmetin Gölgesinde

Hikmetin Gölgesinde
@Termani
Bir ömür Marifet ve Hikmet yolunda...
Medrese/Arabic
İlahiyat/sağlık yonetimi/Tarih
91 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Li vir hemû xeyalên me nîvco man Burada tüm hayallerimiz yarıda kaldi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
​Zâhir: İşitildiği an manası hemen anlaşılan, ancak ayetin asıl indiriliş amacı (sevk sebebi) o olmayan ikincil manadır. Örneğin Nisâ 3. ayeti duyan biri "Ha, demek ki evlenmek helalmiş" der. Bu doğru bir anlamdır ama ayet sıfırdan "evlenmeyi helal kılmak" için inmemiştir (çünkü evlilik zaten biliniyor ve helaldi).
​(Buna karşılık biz Ehl-i Sünnet olarak) deriz ki: Bunun gücün yetmeyeceği bir mükellefiyet olduğunu asla kabul etmiyoruz! Nitekim İbrahim (aleyhisselam) öz oğlunu kurban etmekle emrolunmuştu. Hatta bu yüzden oğlu ona: "Babacığım, sana emredilen şeyi yap!" (Sâffât, 102) demişti. Oysa Allah Teâlâ, o kurban etme/boğazlama fiilinin fiilen gerçekleşmeyeceğini (ezelde) biliyordu ve bu fiilin (dış dünyada) varlık sahnesine çıkmasını irade etmemişti. (Yani emir vardı ama fiilin yaratılması irade edilmemişti). Bu konunun asıl derin analizi ve hakikati ileriki bölümlerde gelecektir. Siracuddin uşi
​[BÖLÜM: YARATICININ BİRLİĞİ (VAHDANİYYET)] ​Müellifin "Âlemin yaratıcısı birdir" sözüne gelince: Evrenin sonradan meydana geldiği (muhdes) ve onu var eden gücün ise ezelî (kadîm) olduğu (önceki bölümlerde) ispat edilince, müellif bu kez o ezelî yaratıcının tek bir varlık olduğunu açıklamak istemiş ve: "Âlemin yaratıcısı birdir" demiştir. ​Bu hüküm, evrenin iki yaratıcısı olduğunu savunan Seneviyye (Düalistler) fırkasına taban tabana zıttır. Seneviyye öyle bir gruptur ki; onlara göre evrende iki yaratıcı güç vardır: Birincisinden yalnızca iyilik (hayır) doğar ki ona kendi aralarında "Nur" veya "Yezdân" derler. İkincisinden ise yalnızca kötülük (şer) ve bozgunculuk doğar; ona da kendi aralarında "Zulmet" (Karanlık) veya "Ehrimen" adını verirler. ​Bu grup, İyilik Tanrısı Yezdân'ın ezelî (kadîm) olduğu konusunda fikir birliği yapmışlarsa da Kötülük Tanrısı Ehrimen hakkında anlaşmazlığa düşmüşlerdir. Bir kısmı onun da ezelî olduğunu ileri sürerken, diğer bir kısmı ise Ehrimen'in, aslında Yezdân'ın zihninde uyanan kötü/fâsid bir düşünceden ötürü sonradan var olduğunu iddia etmiştir. Onlar bu felsefeyi şu mantığa dayandırırlar: "Kötülüğün faili ancak kötü bir varlık, iyiliğin faili ise ancak iyi bir varlık olabilir. Tek bir yaratıcının aynı anda hem iyiliklerin hem de kötülüklerin faili olması (mantıken) imkânsızdır." (Seneviyye'ye) deriz ki: Eğer sizin o "iyilik tanrısı" dediğiniz varlık, "kötülük tanrısının" yapacağı kötülükleri engellemeye muktedir olduğu halde bunu yapmıyorsa, bu durumda o iyilik tanrısı da kötü (şerir) bir varlığa dönüşür. Çünkü şerire ve onun kötü amellerine (gücü yettiği halde) göz yuman ve razı olan herkes kötüdür. Yok eğer o kötülüğü engellemeye gücü yetmiyorsa, bu defa da aciz bir varlık durumuna düşer; aciz olan bir varlık ise asla ilah
Seninle her konuda hemfikir olan kişi ya senden korkuyordur ya da seni kullanıyordur.