Kendi yaşadıklarıma baktığımda açıkçası çok ilginç şeyler olduklarını düşünmüyorum.Dinleyenlerin gözlerini faltaşı gibi açacakları kadar olagandışılıklar yok hayatımda.Aslında olağandışılığın ne olduğunu anlamak için olağanın ne olduğunu bilmek gerekiyor galiba..
On iki yaşındaki çocukların iş bulabilmelerini diliyorum.On iki yaşındaki çocukların intihar edecekleri bir ip bulamamalarını diliyorum.On iki yaşındaki çocukların sokaklarda yürürken akıllarına ölüm düşmemesini diliyorum.On iki yaşındaki çocukların hayatı algılamaya başladıkları ilk anda tökezlememelerini diliyorum.On iki yaşındaki çocukların yalnızca yere düşen dondurmalarına,kirlenen pantolonlarına,kırılan bisikletlerine,yırtılan kitaplarına ağlamalarını diliyorum.
Bir tarafımız hep kırık kalacak belki ama ihtimal bir kafiye tutturabiliriz.Bütün yorgunluklarımızı yekdiğerinde dinlendirebilir,birbirimize sığınabilir,iki ayrı ırmağın delicesinde değil bir ırmağın derininde akabiliriz.Yeniden diyebiliriz.
Böyle bir yorgunluğu ancak benzer yolları yürümüş olan anlar.Senin yorgunluğunu benim yorgunluğum,senin gördüklerini ancak benim gördüklerim siler.Gerisin geri birlikte yürürsek eğer o yollar haritadan silinip gider.Bütün işaret taşlarını iptal edebilir,bütün güzergahları ihlal edebiliriz.Bütün o sesleri,tatları,kokuları yok edebiliriz.İnkar etme kalbin mucizesini yeter ki el ver.