Ayser ipek

Ayser ipek
Okur - Yazar Canı istemezse ne okur ne de yazar.
İneğin Dramı
Bu ineğe çok üzülüyorum. Her zaman yalnız ve aynı bahçede aynı otları yiyor, aynı ağaçlarla vakit geçiriyor. Diğer inekler sürüyle birlikte dışarı çıkıyor, kampa gidiyor, dağ yürüyüşü yapıyor, ateş yakıp başında sohbet ediyor, yeni sürülerle tanışıp başka arkadaşlar ediniyor ve bir sürü yeni bitki çeşidi keşfediyolar ama bu inek hep aynı konumda dönüp duruyor ve akşama kadar güneşin altında öylece bekliyor. Başka arkadaşlar edinme derdinde değil çünkü başka sürülerdeki ineklerin kene taşıdığını duymuştu bir çobandan ama en azından aynı ahırı paylaştığı ineklerle sohbet edebilmeyi ve gezintiye çıkabilmeyi istiyor. Diğer inekler akşam ahıra mutlu mesut dönüyorlar ve gün boyu yaşadıkları maceralardan, diğer sürülerdeki ezik ve çirkin buldukları ineklerden, yolda söyledikleri şarkıların güzelliğinden bahsediyorlar. Bir sonraki gün hangi aktiviteyi yapacaklarını, nelereleri gezmek istediklerini planlıyorlar. Bu inek ise onları hep uzaktan seyrediyor ve onlara çok özeniyor. Onun da gezmeye, eğlenmeye hakkı olduğunu düşünüyor ama sahibi onu buraya bırakıp gitmiş. Sahibinin onu böyle yalnız bırakması diğer ineklerin de onu dışlamasına ve eziklemesine neden oluyor. Hiçbiri onunla arkadaş olmak istemiyor ve ona böyle ezik kalmaya devam ederse Kurban Bayramı'na kadar yalnız kalmaya mahkum olacağını söylüyorlar çünkü tüm ineklerin ömrünün bir Kurban Bayramı' nda biteceğine inanıyorlar ama bu inek öyle düşünmüyor. Hayatta kalacağına ve bir gün bu dünyanın çürümüşlüğünü yok edeceğine inanıyor. Nasıl yapacağı konusunda henüz bir fikri yok ama umudu var ve bu ona şimdilik yetiyor.
Yazı Bana Ait..'
Reklam
BU KESİNLİKLE BİR AYSER İPEK KLASİĞİDİR!
Düşünsene her yer yeşillenmiş, doğa yeniden uyanmış, bahar kokusu her yeri sarmış. Çağlalar dişe dokunur boya gelmiş her yer çiçek rengi olmuş. Daha önce hiç işitmediğin kuşların sesi meydanda yankılanıyor, cırcır böceğinin huzurlu senfonisi çalıyor ama sen Karslısın ve etraftaki yeşillik baharı müjdelemiyor, sadece gözünü boyuyor. Hâlâ it gibi titriyorsun 40 tane hırka ve kazağın içinde. Karsın sonsuz kışını, bir nebze ısınarak bitirmek umuduyla tüm paranı yakacak oduna vermişsin ve kenara kaldıracağın kışlığın cebinde hiçbir zaman para bulamayacağından emin olacak kadar bitmişsin. O ara mühim bir sınavın da var tabi her gün ders dinlemekten anan ağlıyor ve kuşların sesi beynini zonklatıyor. Baban da hiç bitmeyen inşaat aşkını ölümsüz bir sanata dönüştürmüş ve ressam Bob edasıyla "Evin şurasına da seneye yıkılacak bir duvar yapalım." diyerek evin bir duvarını ileride tekrar yıkmak için on bininci defa yeniden yapıyor. Sen vefalı evlat şovunla çay yapmışsın yorulan babana ve babanın oturup memur maaşını telefonundaki hesap makinesinden hesaplamasını, her hesaplamada da adamları daha zengin çıkarmasını milyon birinci defa dinliyorsun ama sen memur kardeşisin, çok duymuşsun açlıktan kokan nefesini memur ablanın. Sonra tavukların var bahçede. Civcivler yeni çıkmış yumurtadan ve hepsi bıcır bıcır. Bahçenin yeşil otları arasında geziyorlar. Arada bir annelerinden uzak düşünce tatlı tatlı ciyaklıyorlar. Sen de koyduğun çaydan bir yudum alacaksın ki günlerdir bahçede gizli gizli aşk yaşayan tavukla tilki kaçış planlarını, vahşi bir saldırı gibi göstermeye karar veriyorlar ve birden tilki saldırıyor tavuklara ama sen kaçın kurasısın çok görmüş geçirmişsin bu oyunları tabi bir halt bildiğin de yok. Elindeki bardağı fırlatıp koşuyorsun, yangına koşan itfaiye eri gibi.
Yazı Bana Ait..'
Seven-İnsan-Dır
Bildiğim kadarıyla insan ve insan türleri üzerine herhangi bir kullanma kalvuzu yazılmadı. Yani neler yapmalı, nasıl yapmalı, kesin kuralı nedir... Bu ve buna benzer soruları açıklamaya dair bir kalvuzumuz yok. Fakat her yerde "Seven insan", "Düşünceli insan", "Anlayışlı insan" vb. başlıklar altında yazılmış ya da söylenmiş bir dizi kural listesi görüyorum. Bu kuralları kim koydu? Örneğin "Seven insan her şeye katlanmalıdır." ifadesi hangi kitaptan alındı ya da seven insan kategorisi biricik mi? Başka insan türü de aynı kategoride bulunamaz mı? Mesela aynı beden "seven insan" ile "yorgun insan"ı birlikte barındıramaz mı? Bu açıdan düşünülünce  "Seven insan her şeye katlanmalıdır" ifadesi hemen değişir ve "Bak işte o zaman başka." ifadesine dönüşür tabi. Peki tüm bedenlerin seven insan türünün yanı sıra yorgun, kızgın, bıkkın, mutsuz, tükenmiş vb. İnsan türlerini de barındırdığını düşünürsek  içinde "-meli, - malı" kipi bulunan ve insanların sırtına komik gereklilikler yükleyen ifadeler çöp olmaz mı? Kim tarafından belirlendiği hiç bilinmeyen, "-dır" sonlu cümleler boşa düşmez mi?  Zaten bu "-dır, -dir" kesinliği içeren cümleler de apayrı bir saçmalık. İnsan üzerine  böylesi kesin ifadeler kurulabilir mi hiç? Bin bir katlı olduğu düşünülen insan nasıl tek bir ifadeye bağlı kılınabilir? Not: Bugünkü konumu biraz mesleğimle ilişkilendirerek ele aldım.
Yazı Bana Ait..'
Yine Bir Gün Kendimden Bıkmışım
Hiçbir sınavın kaygısını gütmediğim, gönlümce sırt üstü uzanıp zihnimi boşaltabildiğim ve hastalıklarımda ağrıyı, sızıyı bile vicdan kasmadan çekebildiğim mevsimleri seviyorum. O mevsimleri çok özlüyorum. Ne güzel mevsimlerdi onlar.
Duygu ve Düşünce