Savaş ve Açlar'dan sonra bunu okumak yanlış bir seçim gibi oldu çünkü zirveden başlayıp aşağılara gelmiş gibi hissettim. Savaş ve Açlar'daki konu ve duygu yoğunluğunu, akıcı serüveni bu kitapta bulamadım maalesef. Sürekli kaldırım arşınlayan bir adamın sonsuz gibi görünen döngüsü çok da çekici gelmemekle birlikte bundan sonra hiçbir sokağa, hiçbir yoksula, insana aynı gözle bakamayacağım.
Daha kaliteli bir yayının, daha kaliteli bir çevirisi okunursa belki bir nebze okuma zevki verebilir fakat o yayın, bu yayın değil. Çeviri sıkıltılı çünkü
Masamın başında otutmuş ayaklarımın dibinde küçük ısıtıcımla Öksüz Musa'yı okumanın ne büyük nimet olduğunu anlatamam. Şu an çalışmam gereken bir sınav var. Elimde türlü kaynak, cebimde yeter miktarda para, her bilgiye dakikada erişmemi sağlayacak bir telefon ve beni her daim destekleyen ailem, sevdiklerim varken benim "Çalışma hevesim, motivasyonum, inancım kalmadı." gibi nankör bir cümle kuruyor olmam ne büyük acizlik. Keşke yaşıyor olsaydın Musa. Keşke seni görme ve seninle konuşma imkanım olsaydı. Keşke bilseydin yazdığın kitapla bana ne büyük dersler verdiğini. Seni sonsuz seviyorum ve sana sonsuz saygı, minnet duyuyorum Öksüz Musa.
Sana sonsuz üzülüyorum. Mezarını bulmak ve toprağına sıkıca sarılıp ağlamak istiyorum Şakire. Koca bir savaşın zulmüne kafa tutup bir şeytan kılıklının elinde ziyan olmanı kabullenemiyorum. Bir toplu mezara kimsesiz katılmanı ve öylece kaybolup gitmeni kabul edemiyorum. Çok öfkeliyim, çok üzgünüm.
Bu kitabı, eleştiri ve incelemeleri okuduktan sonra okumaya karar verdim çünkü objektif bir yoruma ihtiyacım vardı, onu da en iyi kendim yapabilirdim.
Yazar kitabın konusunu güzel seçmiş fakat