Yürüyüş fakir sporuymuş, öyle duydum bir yerden. Peki dağcılık? O zengin sporu mu ki? Yani adı biraz afilli geldi ama anlamını çözemedim çünkü "tree king" gibi bir şey dediler ve ben iki gıdım İngilizce bilgime dayanarak "Tree" kelimesini "Üç" veya "Ağaç" olarak çevirdim, "King"i ise "Kral, papaz" olarak çevirdim. Bu durumda "üç kral" ya da "ağaç kral" gibi bir şey çıkıyor ve ben bunu dağcılıkla bağdaştıramadım. Hee yoksa kral zengin biri olduğu için mi? Belki üç kral olunca da daha zengin mânâsını veriyordur. Mantıklı ve mantıksız geldi ama başka sorunlarım da var ve buna fazla kafa yoramam. Mesela şu an dağın tepesinde ne işimiz var? Neden bu dağı seçtik, diğer dağın bundan eksiği neydi? Hepimiz aynı renk formayı giymiş modern sopalar almışız elimize. Ağaç dalı yontsak fakir mi gözükürdük acaba. Koylu Kemal mi derlerdi arkamızdan? Hem bu modern sopayla adam dövülmez ki kırılır hemen. Modern olmuş ama sağlam olamamış. Bir sopayı eziklemediğim kalmıştı.
Peki bu sıcakta bot giymek niye? Haa tamam, kene, yılan, çiyan vb. ısırmasın diye. Lan peki bizim kenenin, yılanın, çiyanın yuvasında ne işimiz var ki bir de önlem alıyoruz? Hem bizim onlara verdiğimiz zarar ne olacak? Yedik, içtik çöpü de dağa hediye ettik. Biz şimdi onlara zarar vermedik mi? Bir ısırıktan korkuyoruz da biz onları daha kötü ısırmadık mı? Tabi onlar önlem alamadığı ve bize "zararlı" muamelesi yapamadığı için biz sadece kendi gördüğümüz zararı umursuyoruz.
Ayrıca evimizin balkonunda, önü kapalı olduğu için terlik derken şüpheye düştüğümüz ama arkası da açık olduğu için ayakkabı sıfatı veremediğimiz terliklerden giysek ve balkon hiçbir zaman temiz olmadığı için ayaklarımızı uzatarak oturmaktan ziyade güzelce toza buladıktan sonra bir hava alıp içeri girsek ne olurdu? Çöpü de balkondan konteynera atardık