Dışarıda yağmur havası var. Bu tarz günlerde ilçeye çıkmak, ağır bir yükle tüm gün gezinmek gibi fakat mecbur kalınca kalkıp giyindim ve yolda dolmuşu beklemeye başladım. Hayret, ilk defa çok beklemeden araba geldi ve bindiğimde içi çok da dolu değildi. Bugün şanslı günümdeyim sanırım aksi takdirde bu dolmuşlar tıklım tıklım olur, insanların nefesinden arabanın içinde garip bir buğu oluşurdu. Fakat bugün arabada bir teyze, dişleri düşmüş, ne dediği anlaşılmayan bir amca ve birkaç dayı var. Hepsi bir şeylerden şikayet ediyor. Köye çekilen elektrik direkleri güncel konumuz bugün. Direkleri yolun ağzına yapmışlar ve yolun genişletilmesi durumunda bunları tekrar sökeceklermiş, bir iş yapacaklarsa bir kere düzgün yapmalılarmış, devlet aklını kullanmıyormuş. Her şeyin başı muhtarmış tabi onun tuzu kuruymuş ama hiçbir işe de yaramıyormuş ve köyün sıkıntılarıyla hiç ilgilenmiyormuş. Dinledikçe doluyorum muhtara karşı ve yumruğumu masaya vurup şoföre sesleniyorum "Kaptan beni köşede tükür. Şu muhtarla görülecek hesabım var. Okul okudum, bitti ve memleketi kurtarmaya geldim. O muhtarı kalemimle dize getiriciğim." Kaptan beni duymuyor çünkü bunları dışımdan söylemedim. Neyse Kağızman'daki işlerim bitsin muhtarı da düşünürüz. Dişsiz amca da bir şeyler söylüyor ama net anlayamıyorum sanırım o da direkleri dikenlere bir meseleden bahsetmiş fakat adamlar meseleyle ilgilenmemiş ve o da adamlara bir laf sokmuş. Laf soktuğunu söyledikleri bittikten sonraki kafa sallamasından ve koltukta oturuşunu dikleştirmesinden anladım. Teyze hiçbir şey söylemiyor sanırım yanındaki dişsiz amca kocası ve kocası yanındayken konuşmak istemiyor ya da benim gibi konuyu gereksiz buluyor, çözemedim henüz fakat dinlemeye devam. Başka çare yok zaten. Şoför araya giriyor; bir eve doğal gaz sistemi döşenecekmiş