__**Bazen susuyorum… çünkü biliyorum ki herkes kendi niyetinin yükünü taşır.
Benim yoluma diken ekenleri de gördüm, sessizce kenardan izleyenleri de. Ama artık anladım; hayat dediğin şey düz bir yol değil. Bugün güçlü görünen yarın düşer, bugün inciten yarın aynı yerden sınanır.
İçimde ne kin büyütüyorum ne de hesap… sadece bırakıyorum. Çünkü biliyorum, adalet bazen insanın eliyle değil, kaderin eliyle gelir. Kimseye “neden yaptın” demiyorum artık. Herkes, yaptığının cevabını bir gün mutlaka alır.
Ben yoluma bakıyorum. Ayağıma batan dikenleri söke söke yürümeyi öğrendim. Canım yandı, evet… ama durmadım. Çünkü biliyorum; benim yoluma diken ekenler, bir gün o yolda yalın ayak yürümek zorunda kalacak.
O yüzden kimseye beddua etmiyorum… sadece susuyorum.
Çünkü bazı cevapları insan değil, hayat verir.
Bazı insanlar vardır… giderken kapıyı aralık bırakmaz, ardına bakmadan sertçe çarpar. Sanki bir daha hiç dönmeyecekmiş gibi, sanki o kapının bir gün kendisine de lazım olmayacağını sanır. O anki öfkeyle, gururla, belki de kırgınlıkla çıkar gider.
Ama hayat dediğin şey düz bir çizgi değil. Bugün “asla dönmem” diyen, yarın en çok dönmek isteyen olabilir. İnsan bazen gittiği yolları değil, bıraktığı kapıları özler. Ve o sertçe kapattığı kapının önünde durduğunda anlar; aslında mesele gitmek değilmiş, nasıl gittiğiymiş.
Ben artık şunu biliyorum:
Giden gitsin… ama kapıyı nasıl kapattığını unutmasın.
Çünkü dünya hâlidir; bir gün herkes, çıkarken gösterdiği tavrın aynısıyla karşılaşır.
A. Karaçay **