Ben artık şunu net görüyorum: Bu toplumun geldiği nokta tesadüf değil, birikmiş bir sonucun adı. Ortada bir “bozulma” varsa, bunun mutlaka bir sebebi var.
Eskiden insanlar fakirdi belki ama bir sınır vardı, bir edep vardı. Şimdi ise para arttı, imkan arttı ama karakter eksildi. Çünkü biz değerleri geri plana attık. Saygıyı öğreten aile azaldı, sevgiyi gösteren insan azaldı. Çocuk büyüten değil, sadece çocuk sahibi olan bir nesil çıktı ortaya. Sonuç ne oldu? Duygusunu kontrol edemeyen, öfkesini yönetemeyen, her şeyi güç sanan bireyler…
Bir de şu var: Sürekli şiddet gören, baskıyla büyüyen insanın içi zamanla sertleşir. Ona yıllarca bağır, aşağıla, yok say… sonra gidip ondan anlayış bekle. Olmaz. İnsan ne görürse onu taşır. Sevgi görmeyen sevgiyi bilmez, saygı görmeyen saygıyı vermez.
Toplum olarak sabrımız kalmadı. Herkes en ufak şeyde patlamaya hazır bomba gibi. Çünkü kimse dinlenmiyor, kimse anlaşılmıyor. Herkes konuşuyor ama kimse gerçekten duymuyor. Bu da insanı zamanla agresif, tahammülsüz ve kaba yapıyor.
Bir diğer mesele de şu: Yanlış yapanın karşılığı yok. Kimse yaptığı hatanın bedelini ödemeyince, o hata normalleşiyor. Küfür sıradanlaşıyor, şiddet alışkanlık oluyor. İnsanlar “nasıl olsa bir şey olmaz” rahatlığıyla hareket ediyor.
Kısacası mesele sadece “insanlar kötüleşti” değil.
Mesele şu: Biz değerleri bıraktık, sistem boşluk verdi, insanlar da o boşluğu öfkeyle doldurdu.
Sonuç mu?
Saygının azaldığı, şiddetin arttığı, insanlığın zayıfladığı bir toplum…
Ve en acısı da şu:
Artık kimse buna şaşırmıyor.
A. Karaçay
#türkiye #kavga #şiddet #kahramanmaraş #okul