Hatırladıkça keşfederiz. Keşfederken hatırlarız. Gönül dünyamız hakkındaki bilgiyi yine gönül dünyamızdan edinmek zorundayız. Bu bilgiyi dışarıdan edinemeyiz. Bu bilgiye, hiç kimsenin bizim için yapamayacağı bir yolculuğu bitirdiğimizde ulaşabiliriz.
Sevgi de kendimizi savunmasız ve çaresiz hissetmemize neden olabilir. Ne yapacağımızdan emin olamadığımız, hangi yöne gideceğimizi bilemediğimiz bu ruh hali, belki de bizi kendimizi daha iyi anlamaya sevk eden yegâne motivasyon kaynağıdır.
Gerek sevginin gerekse de hayatın bizlere yüklediği en büyük görev, kendimizi ve diğer insanları nasılsa(k) öyle görmektir. Gerçekliği görebilmek için, bir zamanlar bir tür ikili dürbün görüşü olarak tanımlandığını bildiğim şeye ihtiyacımız var: Bir mercekle hayatımıza, diğer mercekle kendi şahsi yok oluşumuza bakmalıyız.