Sevgi o kadar önemli ve olumlu bir duygudur ki, insanla ilgili bir şeyi suistimal etmek isteyen duygular öncelikle sevgiyi suistimal ederler. O yüzden gündelik hayatta sevgi olarak karşımıza çıkan duyguları biraz eşelediğinizde çok çeşitli duygularla karşılaşırsınız.
Kendini değersiz gören bir kişi bunu telafi edebilmek için çevresinde Sevgi arayışına girebilir. Karşıdakine sevgisini verme ve göstermede yetersiz olduğunu hisseden kişi, karşıdakinin sadakatinden şüphelenmeye başlayabilir.
Abartılmış bir benlik algısına sahip olan biri başkalarına verdiği sevginin onlara bir lütuf olduğunu düşünmeye başlayabilir ve onları nankörlükle, yani sevgisinin değerini bilememekle suçlayabilir.
İnsanlar sevgi ve neslini sürdürme ihtiyaçlarını allayıp pullayıp aşk olarak oraya koyarlar. Onu aşk olarak ortaya koyduğumuzda daha farklı bir şey olur gibi gelir.
Niye etkileşimde bulunduğumuzun diğer bir cevabı mutlu olmaktır.
Bunun nedenini kestirmek zor; ama bana sorarsanız başkaları bize kendimizi unutturduğu için mutlu oluruz. Çünkü kendimizi sürekli hatırlamak ve irdelemek bizi yorar. İrdelesek olmaz irdelemesek olmaz. Kendimizle ilgili yaşantılarımız birinci elden bilgi kaynağıdır. Biz de -huyumuz kurusun/ elde ettiğimiz tüm bilgilerle ilgili bir değerlemindirme yapmak isteriz. Kendimizle ilgili bilgilerle sürekli olrak işler. Başkaları bizi bu yükten kurtarır.
Kemdimiz bile kendimizi belli bir süreden fazla cekemeyiz. Başkaları da çekilmezliğimizden bizi kurtarır.
....Zaten Tanrı zaman-dışıdır. Kısacası evrim ile yaratılışın birbirine zıt olması Batı aklının bir sonucudur. Genel olrak bütün dindarlar bu soru oyununa düşerler. Tarih boyunca kafaları karışmayan dindarlar evrimcilerin bu tuzak sorusuyla afallamış görünüyorlar. Evrimciler kanıtlarını ortaya koyarken, dindarlara kanıtların kanıt olmadığını kanıtlamaya çalışmaya başlamışlar.
.......
Evrimle ilkeli sorular genellikle yanlış sorulur ve gizli niyetlerle cevaplandırılmaya çalışılır. Evrim düşüncesi bir Tanrı/ karşıtlığına dönüştürülür. Yani evrim varsa Tanrı ne iş yapıyor gibi bir düşünceye geçilir. Oysa hem evrim hem de Tanrının bir arada var olabileceği br düşünce de pekala olabilir bence.
İnsanın dünyada ne işi var? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Niye geldik?
Bu soruya din yukarıdan (gökten, Tanrıdan), felsefe ise yerden cevap bulmaya çalışır. Din "inanacaksın" der, felsefe "anlayacaksın" der. Bilimin temelde böyle bir amacı olmadığı halde zaman zaman ondan da cevap bulmaya çalışanlar çıkar.
Herkes kendi kulvarında yürümeye veya koşmaya devam edebilir...