İnsan önce davranır, sonra karar verir. Öyleyse, insanın özgürce karar verip ona göre davranması diye bir şey söz konusu değildir. Bunu nöro- bilimciler söylüyor.
Köken olarak insan Arapça kökenli bir kelime. Kelimenin iki kökeni var: nsy ve ens. Bazı Müslüman alimler nsy( nisyan; unutma) kökünden geldiğini söylerler. Buna göre insan " kalu bela"da Allah'a verdiği sözü unuttuğu için bu ad verilmiştir. Bu yorum anlam olarak doğru olabilir, ama olayın gerçekliğini açıklamak zor.
İnsan kelimesinin ens ( ünsiyet; yakınlık) kökünden geldiğini söyleyenler ise, onun birbirleriyle yakınlık kuran bir canlı olduğu için bu adın verildiğini söylerler ki genelde kabul gören görüş de budur.
Ayrıca hepimiz biliriz ki insan her zaman başkalarıyla insan oluyorsa da, temelde bencildir. Hatta daha ileri giderek gen'in bencil olduğu söylenir. Yani bencil olmak genlerimizde var.
Hepimiz insan olduğumuzu, her şeyin en iyisini yaptığımızı düşünürüz, pardon sanırız. Ama ne yazık ki zannın çoğu yanlıştır. Bu anlamda kullandığımız avunma (pardon savunma) mekanizması da vardır: "beşer şaşar", " insan yanılır". Yani her zaman insanca davrandığımıza inanır hata yaptığımızı düşündüğümüz zaman da beşer şaşar harmanisine bürünürüz.
Tabii, bazen kötü davranmışızdır, bu zaten zaman zaman olabilen bir şeydir. Burada "zaman" ile "zaman" arasındaki zamanın uzuuuuun olduğunu düşünmek isteriz. Akşamdaaaaaan akşama içki içip, bayramdan bayrama namaz kılan gibiyiz.
Bilirsiniz, bir ayyaşa sormuşlar:
-ne kadar içiyorsun?
- akşamdaaaaaan akşama ( iki akşam arasındaki mesafenin ne kdar uzun olduğunu göstermek için birinci akşamı uzatarak)
Aynen bunun gibi bizim de hatalarımız arasıda uzuuuuun zaman olduğunu düşünmek hoşumuza gider. Hepimiz akıllı, uslu, yardımsever vb yani "insan" olan varlıklarız. Hatta hemen hemen her zaman. Sadece ara sıra hata yaparız. Zaten hepimiz yakinen biliriz ki, "istisnalar kaideyi bozmaz". Oysa kazın ayağı öyle değildir, istisnalar başka bir kaide oluştururlar.