Karamazov Kardeşler•Dostoyevski
Selam dostlarımm
Dostoyevski’den okuduğum ilk eserle geldim bugün buraya. Kitabı bitirdikten sonra yazarla tanışmak için seçtiğim doğru eser olarak gördüm Karamazov Kardeşler’i.
26 gün süren bu güzel eserin sonuna gelmiş bulunmaktayım. Belki de ilk defa zorlandığım bir inceleme yazısı olacak. Çünkü nereden başlasam 1025 sayfa , 400 bin kelimeden oluşan bu güzel eseri cümlelere nasıl sığdırsam bilmiyorum.
Kitabın konusuna geçmeden önce Oblomov’dan sonra okuduğum en şahane kitap olduğunu söylemek isterim. Dostoyevski’nin ölmeden önce yazdığı son eseri olan Karamazov Kardeşler, beynimizde derin izler bırakacak ve tekrar baştan okumayı istememizi sağlayacak bir başyapıt olarak çıkıyor karşımıza.
Klasik eserleri okurken ayrı bir tat alıyorum. Sayfa sayısı biraz ürkütücü gelse de okumayı çok istiyordum. Karamazov Kardeşler’in dünyasına adım attığımda korkum yavaş yavaş diniyordu. Okudukça başka bir dünyada onlarla aynı hisleri yaşadım. Resmen kitabın bir karakteri gibi hissettim kendimi. Çünkü yazar o kadar detay veriyor ki bırakın okumayı, kitabı yaşatıyor size.
Dostoyevski’nin babası içki düşkünü bir adammış, annesi de Dostoyevski küçük yaştayken ölmüş. Kitabın ana karakterlerinden olan baba “Fyodor Pavloviç Karamozov”u anlatırken kendi babasından esinlendiğini düşünmedim değil.
Öyleyse biraz kitabın karakterlerinden bahsedeyim. Küçük bir köyde yaşayan Fyodor Pavloviç Karamazov paraya tapan, bencil adamın tekidir. Yoksul olmasına rağmen ilk karısından gelen parayla bir hayli zenginleşmiştir. O kadar keyfine düşkün ki oğlunun elinden sevgilisini bile almaya çalışacak bir karakter. Dmitri Karamazov’u bir tık babasına benzettim.
Büyük oğul olan Dmitri Miras yüzünden babasıyla sürekli kavga halindedir, ayrıca şehvet düşkünüdürde. İvan ortanca