Selamlar, uzun zaman sonra kitap yorumuyla geldim. Özüme dönmüş gibi hissediyorum nedense… dönüşümüde güzel bir kitapla yapmam ayrı bir heyecanlandırdı beni sonunda Cam Şato serisine başladım. Bu seriye biraz geç kalmış gibi hissediyorum ki ilk iki kitabını seneler önce almıştım 3. Basımlar siz düşünün her neyse bu seri yazardan okuduğum ilk kitap değil daha önce Güller Ve Dikenler Sarayı Serisini beğenerek okuyup bitirdim. Yazarın kurguları aşırı hoşuma gidiyor. Bu kitabıda haliyle beğendim. Betimlemeler , Karakterler , diyaloglar olsun yerli yerindeydi. ( Çevirideki hatalar hariç) Bu da haliyle kitabı okunur kıldı. Fantastik evrenini severek okudum. Sarah yine bizi Şaşırtmadı. Sadece arada mantık hatalarının olduğunu düşündüm. Çeviriden de kaynaklanıyor olabilir bilemedim. Baş karakterin madenlerden çıktıktan sonra hemen hızlı bir şekilde ortamına uyum sağlaması benim birazcık garibime gitti. Onun haricinde kitapta geçen dostluklar, olay örgüleri, dövüş sahnelerini çok beğendim. Bunun haticinde Öhö öhö küçücük değinmek istediğim bir konu var. Aaaağğ Kitabın konusuna geçmeden önce çevirinin aşırı kötü olduğunu dile getirmeden edemeyeceğim. O kadar kötüydü ki bazı yerlerde sesli güldüm bu ne diye her neyse sinirlenmiyorummm. Çevirisi ne kadar kötü olursa olsun kurgusunun iyi olması bunu biraz da olsa gölgede bırakıyor. Ordan yırttı yani kitap yoksa bu çeviriye bir insan katlanamaz yani Bana kalsa saatlerce çeviriden bahsedebilirim ama efor sarfetmeye değmez. Çokta sizi bu konuda darlamak istemiyorum o yüzden gelelim kitabın konusuna. Celaena Sardothien Döneminin en ünlü suikastçılarındandır. bir takım olaylar sonucu yakalanıp Endoiver madenlerinde köle olarak tutsak ediliyor. Bu tutsaklığın ölümünün sonuna kadar olduğunu düşünen kahramanımızı Veliaht Prens Dorian bir