Annesizliğine- Annesizliği okulda hissederdi insan en çok. Ço
cuklarının elinden tutan anneler koyardı çocuğa. Öyle dolu,
içli bir duyguydu annesizlik. Ağır bir acıydı, sancı bir vurur
aeçerdi. Büyüdükçe, aynaya baktıkça, aynanın kenarında asılı
duran vesikalık bir fotoğrafla kıyaslardın gördüğünü. Annenin
saçı kızına miras kalmış, gözleri, kaşları, endamı, güzel huyu.
annenin güzelliğinin namı vardır, bir kokusu, bir adı...
üç şey şaşmaz. Ne zaman doğacağın, kimi seveceğin ve ne zaman öleceğin.
“Annem der ki tabağı tabağa
vursan ses çıkar, iki insanı birbirine çarparsan kıyamet kopar.
Kolay mı gönül birleştirmek? Önce kırılacak, sonra kırıklar
la yaşamayı öğreneceksin. Bizimki de öylesine bir mesele,”
“Salak salak konuşma kızım, kalk!” dedi Züm rüt “ Doğo-
ralım şunları, yeter vallahi, şiştim Gülru. Otuz sene önce tıp
diye bir şey yoktu, köy yerinde hiç yoktu. Sen doktorsun, kendine
gel. Daha kızlarımızı süt kardeşi yapacağız. Yürü!