papatya fff

papatya fff
@aaafff
12 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
“Aslında,” dedim, “bugün birbirimizi görmemeliydik bile.” “Sahi mi?” Enzo bariz bir şaşkınlıkla küçük yaşam ala nımıza göz gezdirdi. Bronx’ta, oturma odasıyla mutfağın iç içe olduğu tek odalı bir apartman dairesinde yaşıyorduk. “Seni görmemek için nereye gidebilirim ki?” Evlenme sürecinin, marketten sandviç alma sürecine bu kadar benzemesinin beni rahatsız etmesine izin vermemeye çalıştım. Hem iyi tarafından ba kacak olursam kulaklarım artık üşümüyordu.
Reklam
Onunla tanışana kadar, birinin hayatında öncelik olmanın nasıl bir his olduğunu bilmiyordum. Beni beklentisiz, eleştirisiz kabul etme şekliydi asıl mesele. Ama o gün kapıdan çıkıp gittiğinde, bana geldiğin kadından farklı olduğunu biliyordum. Sen değişmiştin, Sylvie. Sanırım bir yerlerde, mükemmel olamadığın için kendini affettin ve buna rağmen kendini sevdin.
Labrador’a en son döndüğümüzden bu yana iki yıl geçmişti. Toprak hâlâ birçok anı ve kalp acısı barındırıyordu ama zaman, vahşi bir şeydi. En acımasız şeylerin bile daha az acıtmasını sağliyordu.
kendisi itiraf etmese bile, bu gece küçük bir insanın ken disine yapışmasına değil de kendine ayıracağı biraz zamana ihti yacı olduğunu biliyordum. Bazen sadece Willa olmaya da ihtiyacı oluyordu; eğlenceli, kaygısız ve biraz vahşi. Buna ihtiyacı olduğunu biliyordum çünkü benim de ihtiyacım vardı. Sadece o hayatıma fır tına gibi dalıp bana gösterene kadar fark etmemiştim.
Annesizliğine- Annesizliği okulda hissederdi insan en çok. Ço cuklarının elinden tutan anneler koyardı çocuğa. Öyle dolu, içli bir duyguydu annesizlik. Ağır bir acıydı, sancı bir vurur aeçerdi. Büyüdükçe, aynaya baktıkça, aynanın kenarında asılı duran vesikalık bir fotoğrafla kıyaslardın gördüğünü. Annenin saçı kızına miras kalmış, gözleri, kaşları, endamı, güzel huyu. annenin güzelliğinin namı vardır, bir kokusu, bir adı... üç şey şaşmaz. Ne zaman doğacağın, kimi seveceğin ve ne zaman öleceğin. “Annem der ki tabağı tabağa vursan ses çıkar, iki insanı birbirine çarparsan kıyamet kopar. Kolay mı gönül birleştirmek? Önce kırılacak, sonra kırıklar la yaşamayı öğreneceksin. Bizimki de öylesine bir mesele,” “Salak salak konuşma kızım, kalk!” dedi Züm rüt “ Doğo- ralım şunları, yeter vallahi, şiştim Gülru. Otuz sene önce tıp diye bir şey yoktu, köy yerinde hiç yoktu. Sen doktorsun, kendine gel. Daha kızlarımızı süt kardeşi yapacağız. Yürü!
Reklam